EL-FÂTİḤA SURESİ

El-Fâtiḥa suresinin diğer isimleri şunlardır: Kitabın Fâtiḥası (çünkü Kur’ân’a onunla başlanmıştır), Kitabın anası (çünkü Kur’ân’da geçen her şeyin özeti onun içinde vardır) ve es-Sebʿil Mes̱ânî (çünkü namazın her rekâtında tekrarlanan yedi ayettir). Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 7’dir. Dördüncü ayet مَـٰلِكِ (mâliki) okunduğunda, besmele hesaplandığında ve şeddeli harfler dâhil edildiğinde kelime sayısı 29, harf sayısı 156’dır. Besmele hesap edilmediğinde kelime sayısı 25, harf sayısı 134’tür. El-Fâtiḥa suresini besmele olmaksızın yedi ayet kabul eden âlimlere göre ٱلۡـحَـمۡـدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡـعَـٰلَمِيـنَ birinci ayet, صِـرَٰطَ ٱلَّذِيـنَ أَنۡـعَـمۡـتَ عَـلَـيۡـهِـمۡ altıncı ayet, غَـيۡـرِ ٱلۡـمَـغۡـضُـوبِ عَـلَـيۡـهِـمۡ وَلَا ٱلـضَّـآلِّـيـن yedinci ayettir. Besmeleyi el-Fâtiḥa’dan bir ayet kabul eden âlimlere göre بِـسۡـمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡـمَـٰنِ ٱلرَّحِـيـمِ birinci ayettir, صِـرَٰطَ ٱلَّذِيـنَ أَنۡـعَـمۡـتَ عَـلَـيۡـهِـمۡ غَـيۡـرِ ٱلۡـمَـغۡـضُـوبِ عَـلَـيۡـهِـمۡ وَلَا ٱلـضَّـآلِّـيـنَ ise olduğu gibi yedinci ayettir. El-Fâtiḥa suresinde Arapça şu yedi harf yoktur: ث ، ج ، خ ، ز ، ش ، ظ ، ف. Bir rivayete göre el-Fâtiḥa suresinde bu harflerin olmayışının hikmeti, ث (peltek se) harfinin ٱلثُّبوُرُ (es̱-s̱ubûr: helak olmak) kelimesinde bulunması, ج (cim) harfinin ٱلۡـجَـحِـيـمُ (el-ceḥîm: cehennem) kelimesinde bulunması, خ (ḫa) harfinin ٱلۡـخَـوْفُ (el-ḫavf: korku) kelimesinde bulunması, ز (ze) harfinin ٱلـزَّقُّـومُ (ez-zakkūm: cehennemdeki ağaç) kelimesinde bulunması, ش (şin) harfinin ٱلـشَّـقَـاوَةُ (eş-şekāve: ebedî mutsuzluk) kelimesinde bulunması, ظ (ẓa) harfinin ٱلظُّلُمَةُ (eẓ-ẓulume: karanlıklar; yani şüphe, küfür ve şirk) kelimesinde bulunması ve ف (fe) harfinin ٱلۡـفِـرَاقُ (el-firāk: ayrılık) kelimesinde bulunmasıdır. İşte bu sureyi iman edip yücelterek okuyan kişi bu yedi şeyden emin olur.

سُورَةُ ٱلفَاتِحَةِ

1:1

بِـسۡـمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡـمَٰنِ ٱلرَّحِـيمِ ١

(ٱلـرَّحۡـمَـٰن) Er-Raḥmân (hak edene de etmeyene de rahmet edici) ve (ٱلرَّحِيـم) er-Raḥîm (dünyada dilediğine rahmet eden, dilediğine rahmet etmeyen; ahirette ise sadece mu’minlere rahmet edecek) olan Allah’ın adıyla başlarım.

1:2

ٱلۡـحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِيـنَ ٢

Hamd (mahlukata benzemekten ve noksan sıfatlardan tenzih edilerek her şeyden çok sevilmek ve yüceltilmek) âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

1:3

ٱلرَّحۡـمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٣

O; (ٱلـرَّحۡـمَـٰن) er-Raḥmân’dır (hak edene de etmeyene de rahmet edendir), (ٱلرَّحِيـم) er-Raḥîm’dir (dünyada dilediğine rahmet eden, dilediğine rahmet etmeyen; ahirette ise sadece mu’minlere rahmet edendir).

1:4

مَـٰلِكِ يَـوۡمِ ٱلدِّينِ ٤

Din (hesap) gününün yegâne sahibi ve hükümranıdır.

1:5

إِيَّاكَ نَعۡـبُدُ وَإِيَّـاكَ نَـسۡتَعِيـنُ ٥

(Ey Allah’ım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.

1:6

ٱهۡـدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُـسۡـتَـقِيمَ ٦

Bizi doğru yola (tevhid dini İslam’a) muvaffak kıl.

1:7

صِـرَٰطَ ٱلَّـذِينَ أَنۡـعَـمۡتَ عَلَيۡهِمۡ غَـيۡـرِ ٱلۡمَغۡـضُوبِ عَلَـيۡـهِمۡ وَلَا ٱلضَّـآلِّيــنَ ٧

Kendilerine nimet verdiklerinin (nebilerin, sıddıkların, şehidlerin ve salihlerin) yoluna muvaffak kıl, (haktan bilerek yüz çevirdikleri için) ğadaba uğrayanların ve (cehaletlerinden dolayı) sapanların yoluna değil.