EN-NAḤL SURESİ

En-Naḥl suresinin diğer ismi en-Niʿam suresidir (سُورَةُ النِّعَمِ). Çünkü bu surede birçok nimet zikredilmiştir. 126’dan 128’e kadar olan 3 ayet hariç, Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 128, kelime sayısı 1841, harf sayısı 7707’dir.

سُـورَةُ ٱلنَّـحۡـلِ

16:1

أَتَـىٰٓ أَمۡرُ ٱللَّهِ فَلَا تَـسۡتَعۡجِلُوهُۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَـىٰ عَمَّا يُـشۡرِكُونَ ١

(Ey hakkı bile bile inkâr eden kâfirler!) Allah’ın emrinin (azap zamanının) gelmesi yaklaşmıştır. (İnanmayarak ve umursamayarak) Onun zamanından önce gelmesi için acele etmeyin (o, mutlaka zamanında gelecektir ve geldiğinde kurtulamayacaksınız). Allah, kâfirlerin ortak koştuklarından (ve bütün noksan sıfatlardan) münezzeh ve yücedir.

16:2

يُنَـزِّلُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَـىٰ مَن يَـشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرُوٓاْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ ٢

Allah; melekleri, emrinden (vahyinden) ruhla (ölü kalpleri canlandıran bilgiyle) kullarından dilediğine (nebi ve rasullere) indirir. Ve onlara şöyle der: “Ey rasullerim! İnsanları (küfür, şirk ve günah işleyenleri) cehennem azabıyla korkutun! Onlara, ibadete sadece benim layık olduğumu ve yalnız benden korkmalarını (emirlerimi yerine getirip yasaklarımdan uzak durmalarını) söyleyin!”

16:3

خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡـحَـقِّۚ تَعَـٰلَـىٰ عَمَّا يُـشۡرِكُونَ ٣

Allah, gökleri ve yeri (hikmetsiz değil) hak ile (kulları O’nun birliğini, kudretinin azametini ve yalnız O’na ibadet etmeleri gerektiğini anlasınlar ve ibret alsınlar diye) örneksiz yaratmıştır. Bilin ki Allah, müşriklerin ortak koşmalarından (ve bütün noksan sıfatlardan) münezzeh ve yücedir.

16:4

خَلَقَ ٱلۡإِنـسَـٰنَ مِن نُّطۡفَةٖ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٞ مُّبِيـنٞ ٤

Allah, insanı (Âdem’in zürriyetini, erkeğin kadının rahmine akıttığı) bir nutfeden (meni içindeki spermden) yaratmıştır. Sonra (o nutfenin çoğalıp gelişmesiyle meydana gelen) insan, apaçık bâtıl olan hüccetle hakka karşı hasım kesilip cedelleşir.

16:5

وَٱلۡأَنۡعَـٰمَ خَلَقَهَاۖ لَـكُـمۡ فِيهَا دِفۡءٞ وَمَنَـٰفِعُ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٥

Ey insanlar! Allah, enamları (deve, sığır, keçi ve koyunları) da sizin faydanız için yaratmıştır. Onları (yünlerini, kıllarını ve derilerini) kullanarak ısınırsınız, onlarda (binme, yük taşıma, ticaret yapma gibi) sizin için birçok fayda vardır ve onların etlerinden de yersiniz.

16:6

وَلَـكُـمۡ فِيهَا جَـمَالٌ حِيـنَ تُرِيحُونَ وَحِيـنَ تَـسۡرَحُونَ ٦

Ve ayrıca bu enamlarda (deve, sığır, keçi ve koyunlarda), akşamladığınızda (otlaktan döndüğünüzde) ve sabahladığınızda (otlağa giderken) sizin için (hoşunuza giden) güzellikler (süsler) vardır.

16:7

وَتَـحۡمِلُ أَثۡقَالَـكُـمۡ إِلَـىٰ بَلَدٖ لَّمۡ تَـكُونُواْ بَـٰلِغِيهِ إِلَّا بِـشِقِّ ٱلۡأَنفُسِۚ إِنَّ رَبَّـكُـمۡ لَرَءُوفٞ رَّحِيمٞ ٧

Ve (sizin için yarattığım) bu enʿamlar ağır yüklerinizi, ancak çok büyük zorluklarla ulaşabileceğiniz uzak beldelere taşırlar. Muhakkak ki Rabbiniz (رَءُوف) Raûf’tur, (رَحِـيـم) Raḥîm’dir. (رَءُوف) Raûf: Kullarının iyiliğini gözeten, faydalanacakları nimetler veren, işlerinde onlara yardım edip kolaylaştırandır. (رَحِـيـم) Raḥîm: Kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir.

16:8

وَٱلۡـخَـيۡلَ وَٱلۡبِغَالَ وَٱلۡـحَـمِيـرَ لِتَـرۡكَبُوهَا وَزِينَةٗۚ وَيَخۡلُقُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٨

Ve Allah; üzerlerine binmeniz (yüklerinizi taşımanız) ve size bir süs olması için atlar, katırlar, eşekler yarattı ve bilmediğiniz nice şeyler de yaratmaktadır.

16:9

وَعَلَـى ٱللَّهِ قَصۡدُ ٱلسَّبِيلِ وَمِنۡهَا جَآئِرٞۚ وَلَوۡ شَآءَ لَهَدَىٰـكُـمۡ أَجۡـمَعِيـنَ ٩

Ey insanlar! Bilin ki hak yolu (tevhid yolunu) beyan etmek ve ona muvaffak kılmak Allah’a aittir. Bu yoldan başka, haktan uzaklaştıran sapık (küfür ve şirk olan) yollar da vardır (tevhide ulaştırmayan her yol ise eğri ve sapıktır). Eğer Allah dileseydi muhakkak ki hepinizi doğru yola muvaffak kılarak hidayete ulaştırırdı (fakat hikmeti ve adaleti gereği böyle dilememiştir).

16:10

هُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗۖ لَّـكُـم مِّنۡهُ شَرَابٞ وَمِنۡهُ شَجَرٞ فِيهِ تُـسِيمُونَ ١٠

Ey insanlar! (Size daha önce bildirilen ve bildirilmeyen nice nimetler ihsan eden) Allah, sizin için gökten (bulutlardan) su indirendir. İndirdiği bu sudan hem siz içersiniz hem de hayvanlarınız içer ve onunla, hayvanlarınızı otlattığınız her türlü bitkiyi de bitirir.