EL-İSRÂ SURESİ

73’ten 80’e kadar 8 ayet hariç, Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 111, kelime sayısı 1533, harf sayısı 6460’tır.

سُـورَةُ ٱلۡإِسۡـرَاءِ

17:1

سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِيٓ أَسۡرَىٰ بِعَبۡدِهِۦ لَيۡلٗا مِّنَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡـحَرَامِ إِلَـى ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡأَقۡصَا ٱلَّذِي بَـٰرَكۡنَا حَوۡلَهُۥ لِنُـرِيَهُۥ مِنۡ ءَايَـٰتِنَآۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيـرُ ١

Kulunu (Muhammed’i hem ruh hem de cesedi ile ve uyanık bir hâlde iken) geceleyin Mescid-i Haram’dan alıp çevresini (manen ve madden) mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran zat, (her türlü noksanlıktan ve zatına layık olmayan sıfatlardan) tenzih edilmesi gereken yüce Allah’tır. Kulumuza bu İsrâ’yı (gece yolculuğunu) yaptırmamızın sebebi, (mükemmel kudretimize delalet eden) delillerimizi ona göstermektir. Muhakkak ki Allah (ٱلـسَّـمِـيـع) es-Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi işitendir), (ٱلۡـبَـصِـيـر) el-Basîr’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi görendir).

17:2

وَءَاتَيۡنَا مُوسَـى ٱلۡكِتَـٰبَ وَجَعَلۡنَـٰهُ هُدٗى لِّبَنِـيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُواْ مِن دُونِـي وَكِيلٗا ٢

Musa’ya da kitabı (Tevrât’ı) verdik ve bu kitabı, İsrailoğulları için bir hidayet rehberi kıldık. Sonra onlara, “Benden başka bir varlığı veli edinmeyin (sadece bana tevekkül edip benden yardım isteyin ve bütün işlerinizi yalnız bana havale edin)!” dedik.

17:3

ذُرِّيَّةَ مَنۡ حَـمَلۡنَا مَعَ نُوحٍۚ إِنَّهُۥ كَـانَ عَبۡدٗا شَكُورٗا ٣

Ey İsrailoğulları! Siz, (tufanda helak olmaktan kurtarıp) Nuh ile beraber gemide taşıdığımız mu’minlerin zürriyetindensiniz (bu nimeti hiç unutmayın ve yalnız Allah’a ibadet edip hiçbir şeyi şirk koşmayarak O’na şükredin). Muhakkak ki Nuh, (Rabbine) çok şükreden bir kul idi (siz de onu örnek alın).

17:4

وَقَضَيۡنَآ إِلَـىٰ بَنِـيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ فِـي ٱلۡكِتَـٰبِ لَتُفۡسِدُنَّ فِـي ٱلۡأَرۡضِ مَرَّتَيۡنِ وَلَتَعۡلُنَّ عُلُوّٗا كَبِيـرٗا ٤

Ve İsrailoğullarına Tevrât’ta şunu haber verdik: “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki siz, (küfür, şirk ve günah işleyerek) yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız. Ve muhakkak ki (insanlara zulmedip) büyüklenerek ve (azgınlık derecesinde) kibirlenerek üstünlük taslayacaksınız.”

17:5

فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَيۡكُـمۡ عِبَادٗا لَّنَآ أُوْلِـي بَأۡسٖ شَدِيدٖ فَجَاسُواْ خِلَـٰلَ ٱلدِّيَارِۚ وَكَـانَ وَعۡدٗا مَّفۡعُولٗا ٥

“İlk fesadı çıkardığınızda (ceza olarak) üzerinize çok kuvvetli ve acımasız kullarımızı göndereceğiz, onlar da (size üstün gelerek) memleketlerinizde istedikleri gibi dolaşıp size diledikleri kötülük ve eziyeti yapacaklardır. İşte bu, Allah’ın vaîdidir ve mutlaka gerçekleşecektir.”

17:6

ثُمَّ رَدَدۡنَا لَـكُـمُ ٱلۡكَرَّةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَمۡدَدۡنَـٰكُـم بِأَمۡوَٰلٖ وَبَنِيـنَ وَجَعَلۡنَـٰكُـمۡ أَكۡثَـرَ نَفِيـرًا ٦

“Ey İsrailoğulları! Sonra (bu cezanın ardından tevbe edip salih amellere yönelmeniz sebebiyle) size, memleketlerinizi elinizden alıp yağmalayanlara karşı bir daha galip kılıp zafer veririz. Size yardım edip servet ve çocuklarla gücünüzü artırırız. Ve sayınızı daha da çoğaltırız.”

17:7

إِنۡ أَحۡسَنتُمۡ أَحۡسَنتُمۡ لِأَنفُسِكُـمۡۖ وَإِنۡ أَسَأۡتُمۡ فَلَهَاۚ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡأٓخِرَةِ لِيَسُـُٔواْ وُجُوهَكُـمۡ وَلِيَدۡخُلُواْ ٱلۡمَسۡجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٖ وَلِيُتَبِّـرُواْ مَا عَلَوۡاْ تَتۡبِيـرًا ٧

“Ey İsrailoğulları! Eğer iyi amel işlerseniz ancak kendi nefsiniz için işlemiş olursunuz (amelinizin mükâfaatı size dönecektir). Eğer kötü amel işlerseniz kendi nefsinize kötülük etmiş olursunuz (Rabbinizin ne iyi amelinize ihtiyacı vardır ne de kötü amelinizle O’na bir zarar verebilirsiniz). İkinci kez fesat çıkardığınızda ise düşmanlarınızı, zillet ve azap yüzlerinizde belli olacak şekilde size eziyet etmeleri ve daha önce girdikleri gibi tekrar Mescid-i Aksa’ya girip ellerine geçirdikleri her şeyi tamamen yok etmeleri için size musallat ederiz.”

17:8

عَسَـىٰ رَبُّـكُـمۡ أَن يَرۡحَمَكُمۡۚ وَإِنۡ عُدتُّمۡ عُدۡنَاۚ وَجَعَلۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَـٰفِرِينَ حَصِيـرًا ٨

“Ey İsrailoğulları! Eğer (uğradığınız cezadan sonra) ihlaslı bir şekilde günahlarınızdan tevbe ederseniz Rabbiniz size rahmet eder (günahlarınızı örtüp bağışlar). Eğer (bütün bunlardan sonra) tekrar fesat çıkarmaya (küfür, şirk ve günaha) dönerseniz muhakkak biz de sizi yine cezalandırırız. Ve bilin ki biz cehennemi, kâfirler için bir döşek kıldık.”

17:9

إِنَّ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ يَهۡدِي لِلَّتِـي هِـيَ أَقۡوَمُ وَيُبَشِّـرُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرٗا كَبِيـرٗا ٩

Muhakkak ki bu Kur’ân, (kendisine hakkıyla tâbi olanları) tek doğru din olan İslam’a ulaştırır ve Allah’ın emirlerine itaat edip yasaklarından kaçınan gerçek mu’minlere, (yaptıklarına karşılık ahirette) büyük bir mükâfaat (cennet) verileceğini müjdeler.

17:10

وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ أَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيمٗا ١٠

Ve bu Kur’ân, ahiret gününe iman etmeyenlere çok can yakıcı bir azap hazırladığımızı da haber verir.