Mekke’de inmiştir. Secde ayeti olan 58. ayet hakkında ise ihtilaf vardır. Ayet sayısı 98, kelime sayısı 962, harf sayısı 3802’dir.
سُـورَةُ مَـرۡيَـمَ
19:1
كٓهيعٓصٓ ١
Kâf, hâ, yâ, ʿayn, sâd.*
* Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir.
19:2
ذِكۡرُ رَحۡـمَتِ رَبِّكَ عَبۡدَهُۥ زَكَرِيَّآ ٢
Ey rasulüm! İşte bunlar; Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya olan rahmetini anlatan sözlerdir (onları sana, ibret alasın diye bildiriyoruz).
19:3
إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيّٗا ٣
Hani bir zamanlar Zekeriyya, Rabbine çok alçak bir sesle yalvararak dua etmişti.
O, (duasında) Rabbine şöyle demişti: “Ey Rabbim! Muhakkak ki yaşlılıktan kemiklerim zayıfladı ve başımdaki beyazlık çoğaldı. Ey Rabbim! Şüphesiz ki ben sana dua ettiğimde asla mutsuz olmadım (her duama icabet ettin).”
“Ve ey Rabbim! Ben, vefat ettikten sonra yakın akrabalarımın din konusunda işin başına geçmesinden endişe ediyorum (çünkü onlar, dünya ile meşgul kimselerdir). Şu var ki hanımım da kısırdır. Ey Rabbim! Katından, (razı olduğun şekilde) bana yardım edecek bir çocuk ver!”
“Vereceğin çocuk, (ben vefat ettikten sonra) nebilik konusunda hem bana mirasçı olsun hem de Yakub ailesine mirasçı olsun! Ey Rabbim! Onu, (dininde, ahlakında ve ilminde) razı olunan biri kıl!”
Allah (Zekeriyya’nın duasına icabet etti ve) şöyle dedi: “Ey Zekeriyya! Biz, seni bir oğul ile müjdeliyoruz. Onun ismi Yahya’dır. Bu ismin daha önce herhangi birine verilmesini takdir etmedik.”
Zekeriyya (nasıl çocuk sahibi olabileceğini merak ederek) şöyle dedi: “Ey Rabbim! Hanımım kısırdır ve ben de (kemikleri zayıflayıp) iyice yaşlanmış biriyim. Ne şekilde bana çocuk ihsan edeceksin?”
Müjdeyi getiren melek, Zekeriyya’ya şöyle cevap verdi: “Evet! Senin ve hanımının durumu, dediğin gibidir. Fakat Rabbin şunu diyor: Ey Zekeriyya! (Ne olursa olsun ve sen ne durumda olursan ol) Sana rızık olarak Yahya adında bir çocuk vermek bana kolaydır* (çünkü beni aciz bırakacak hiçbir şey yoktur). Hatırla ki sen daha önce hiçbir şey değilken seni yaratmıştım.”
* Allahu Teâlâ için “Bu daha kolaydır yani diğerinden daha kolaydır.” denilmez çünkü Allahu Teâlâ için hiçbir şey zor değildir, O’nu hiçbir şey aciz kılmaz. Allahu Teâlâ için “Bu iş zordur, bu iş kolaydır; bu iş daha zordur, bu iş daha kolaydır.” diye sözler kullanılmaz. Bunlar ancak yaratılanlar hakkında ya da insanların meseleyi daha iyi anlaması ve ne kadar çelişkide olduklarını anlatmak için onlara hücceti ikame etmede kullanılır. Yoksa Allahu Teâlâ hakkında bu asla söz konusu olamaz. Kulların sıfatlarına kıyas ederek Allahu Teâlâ’ya sıfat vermek çok büyük bir yanlıştır. Çünkü Allahu Teâlâ hiçbir konuda, hiçbir şekilde yarattıklarına benzemez. Bu, eş-Şûrâ: 11 ayetinde sabittir.
Bunun üzerine Zekeriyya şöyle dedi: “Ey Rabbim! Verdiğin çocuk müjdesinin gerçekleştiğine dair bana bir işaret ver!” Rabbi de ona, “Bunun işareti, hiçbir hastalığın olmadığı hâlde üç gün boyunca insanlarla konuşamamandır.” dedi.