TĀ HÂ SURESİ

Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 135, kelime sayısı 1341, harf sayısı 5242’dir.

سُـورَةُ طــه

20:1

طه ١

Tā, hâ.*

* Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir.

20:2

مَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لِتَـشۡـقَـىٰٓ ٢

Ey rasulüm! Bu Kur’ân’ı sana, (kavminin ona iman etmemesi sebebiyle) üzüntüden kendini helak etmen için indirmedik.

20:3

إِلَّا تَذۡكِرَةٗ لِّمَن يَـخۡـشَـىٰ ٣

Bu Kur’ân’ı, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olması için indirdik.

20:4

تَنـزِيلٗا مِّمَّنۡ خَلَقَ ٱلۡأَرۡضَ وَٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلۡعُلَـى ٤

Bu Kur’ân, yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından peyderpey indirilmiştir.

20:5

ٱلرَّحۡـمَـٰنُ عَلَـى ٱلۡعَرۡشِ ٱسۡتَوَىٰ ٥

(ٱلـرَّحۡـمَـٰن) Er-Raḥmân, (zatına layık olarak) Arş’a istiva etti.*

* Sahabelerin istiva hakkındaki inancı; “ثُـمَّ ٱسۡـتَـوَىٰ عَـلَـى ٱلۡـعَـرۡشِ” sözü Kur’ân’da geçtiği için böyle ayetleri okumak ve Allahu Teâlâ’nın Arş’a istiva ettiğine inanmaktı. Allahu Teâlâ’nın Arş’a istivası, aklın idrak edebileceği bir şey değildir. Onun keyfiyeti hakkında soru sormak bidattir; çünkü keyfiyet Allahu Teâlâ’dan kaldırılmıştır. Keyfiyet, sadece mahluka ait olan bir vasıf olduğu için Allahu Teâlâ hakkında keyfiyet düşünen kişi, Allahu Teâlâ’yı cisim olarak tasavvur etmiş olur. Bu ayetten asla Arş’ın Allahu Teâlâ’nın yeri olduğu anlaşılmaz. Çünkü Allahu Teâlâ, yer ve mekândan münezzehtir. Allahu Teâlâ’ya mekân isnat eden kişi, O’nu cisme benzetmiş olduğu için Müslüman değildir. İşte bu, sahabe ve selefi salihinin görüşüdür. Allahu Teâlâ’nın Arş’a istivasını, Arş’a yaptığı bir fiil olarak kabul etmek de caiz olan bir görüştür. İstivayı Allahu Teâlâ’nın bir sıfatı olarak kabul etmek ise Allahu Teâlâ’nın Arş’ı yaratmadan önce böyle bir sıfata sahip olmadığı anlamına gelir. Çünkü Arş, mahluk olan bir varlıktır yani daha önce yokken sonradan var olmuştur. Bu durumda istiva sıfatı, Arş yaratıldıktan sonra olmuş manasına gelir. Fakat “İstiva sıfatı kdîm (قَدِيم) olan bir sıfattır, Arş yaratılmadan önce de vardı.” demek, kuvvetli bir görüş olmamasına rağmen küfür olmaz. Şu bilinmelidir ki Allahu Teâlâ’nın sıfatları kdîm (قَدِيم) ve ebedîdir; asla artmaz, eksilmez ve değişmez. Dolayısıyla bu konuda doğru olan, istiva Kur’ân’da geçtiği için ya zahiri manasını vermeyip okuyup geçmek ve manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmek ya da Allahu Teâlâ’nın Arş’a bir fiil yapması olarak tevil etmektir. Allahu Teâlâ’nın Arş’a istivasına, “Allah’ın zatına layık bir istivadır.” diye mana vermekte de bir sakınca yoktur. Sakıncalı olan; Allahu Teâlâ’nın istivasını, yükselmek ve karar kılmak manasında anlamaktır. Allahu Teâlâ hakkında böyle manalar düşünmek apaçık küfürdür. Allahu Teâlâ’nın istivasına bu gibi manalar verildiğinde Allahu Teâlâ’ya layık olmayan şeyler nispet edilmiş olur. Çünkü: 1. Allahu Teâlâ için yükseldi sözü mesafe ve yer manasında kullanılırsa daha önce aşağıda idi, sonra yükselmek için harekete geçti anlamına gelir. Oysa Allahu Teâlâ yerden, zamandan, değişmekten, hareketten ve bir şeyin üzerine karar kılmaktan münezzehtir. Bunların hepsi mahlukun sıfatıdır ve Allah’a layık olmayan şeylerdir. 2. Allahu Teâlâ Arş’a sonradan karar kıldı manasına gelir. Bu ise Allahu Teâlâ’da yer değişimi veya hâl değişimi olduğu anlamına gelir. Bu da Allahu Teâlâ’ya layık değildir.

20:6

لَهُۥ مَا فِـي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِـي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَمَا تَـحۡـتَ ٱلثَّـرَىٰ ٦

Göklerde, yerde, bunların arasında ve yerin altında bulunan her şey O’nundur.

20:7

وَإِن تَـجۡـهَرۡ بِٱلۡقَوۡلِ فَإِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ وَأَخۡـفَـى ٧

Ve ey rasulüm! İster yüksek sesle ister alçak sesle konuş, muhakkak ki O, gizli olanı (herkesten gizli olarak söylediğini) da bundan daha gizlisini (aklından geçirdiğin fakat amele dökmediğini) de bilir (hiçbir şey O’na gizli değildir).

20:8

ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡـحُسۡنَـىٰ ٨

Ey insanlar! Bilin ki Allah, ibadete layık olan tek ilahtır (O’ndan başkasına asla ibadet etmeyin). En güzel ve en mükemmel isimler sadece O’na aittir.*

* Allahu Teâlâ’nın, Kur’ân ve sahih sünnette bildirilmiş olan isim ve sıfatları vardır. Bunlar en güzel ve en mükemmel isim ve sıfatlardır, Allahu Teâlâ’nın zatına layıktır, asla mahlukatın isim ve sıfatlarına benzemezler. Allahu Teâlâ’nın sıfatları ne zattan ayrı bir şeydir ne de zatın kendisidir. O’nun zatına layıktır, ezeli ve ebedidir, O’nda asla sonradan meydana gelen bir sıfat bulunmaz, hepsi mükemmeldir; hiçbir artma, eksilme ve değişme olmaz. Allahu Teâlâ’nın bazı isim ve sıfatları lafız olarak mahlukata da verilebilir. Fakat Allahu Teâlâ için kullanılan mana ile mahlukat için kullanılan manalar arasında hiçbir konuda ve hiçbir yönden benzerlik yoktur. Doğru olan görüşe göre; Allahu Teâlâ’nın isimleri tevkifidir, sadece Kur’ân ve sünnetten öğrenilir. Bu konuda akli yorum yapılmaz, çünkü akıl bunları idrak edemez. Bu sebeple Allahu Teâlâ’nın Kur’ân ve sünnette bildirilen isimlerine hiçbir eksiltme ve artırma yapmadan olduğu gibi iman etmek gerekir. Sıfatları hakkında ise tevkifidir diyen âlimler de vardır tevkifi değil diyen de vardır. Allahu Teâlâ’nın her ismi bir sıfata delalet eder ve Allahu Teâlâ hakkında bir haber bildirir. Allahu Teâlâ’nın sıfatları ise Allahu Teâlâ’nın ya zatı ya da fiilleriyle ilgilidir, bunlar hakkında haber bildirir. Cumhura göre Allahu Teâlâ’nın isimleri sınırsızdır, kullarına hepsini bildirmemiştir. O’nun, yalnız kendisinin bildiği, melekler ve rasuller dahil, hiç kimseye bildirmediği isimleri de vardır. Allahu Teâlâ sıfatlarında birdir, O’nun sıfatları gibi sıfatları olan hiçbir varlık yoktur. Allahu Teâlâ, cisim ve cisme ait bütün özelliklerden münezzehtir. O’nun için zaman, yer, yön ve hareket söz konusu değildir. Eksiklik ifade eden hiçbir isim ve sıfat Allahu Teâlâ’ya verilmez. Allahu Teâlâ’nın isimlerinde küçültme de yapılmaz çünkü böyle yapıldığında alçaltma manasına gelir. Allahu Teâlâ ancak bildirilen güzel isim ve sıfatlarıyla övülür ve O’na ancak bunlarla dua edilir ve bir şey istenir.

20:9

وَهَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَـىٰٓ ٩

Ey rasulüm! Muhakkak ki sana Musa’nın haberi de geldi.

20:10

إِذۡ رَءَا نَارٗا فَقَالَ لِأَهۡلِهِ ٱمۡكُثُوٓاْ إِنِّـيٓ ءَانَـسۡتُ نَارٗا لَّعَلِّـيٓ ءَاتِيكُـم مِّنۡهَا بِقَبَسٍ أَوۡ أَجِدُ عَلَـى ٱلنَّارِ هُدٗى ١٠

Hani Musa (gece) yolculuk yaparken uzakta bir ateş görmüştü de ailesine şöyle demişti: “Burada kalın! Şüphesiz ben bir ateş gördüm. Umarım ki oraya gittiğimde ya ateşten bir meşale alıp size getiririm ya da o ateşin yanında doğru yolu gösterecek birini bulurum.”