ٱقۡتَـرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِـي غَفۡلَةٖ مُّعۡرِضُونَ ١
İnsanların hesaba çekilme vakti yaklaşmıştır fakat onlar (dünya ile meşgul olduklarından dolayı) ğaflet içinde ahiretten yüz çevirmeye devam etmektedirler.
Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 112, kelime sayısı 1168, harf sayısı 4890’dır.
سُـورَةُ ٱلۡأَنۢـبِـيَاءِ
ٱقۡتَـرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِـي غَفۡلَةٖ مُّعۡرِضُونَ ١
İnsanların hesaba çekilme vakti yaklaşmıştır fakat onlar (dünya ile meşgul olduklarından dolayı) ğaflet içinde ahiretten yüz çevirmeye devam etmektedirler.
مَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٖ مِّن رَّبِّهِم مُّـحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ ٢
O kâfirlere Rablerinden yeni bir Kur’ân ayeti indiğinde onu ancak önemsemeden ve manasını düşünmeden oyun oynar gibi dinlerler.
لَاهِيَةٗ قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلۡ هَـٰذَآ إِلَّا بَـشَرٞ مِّثۡلُـكُـمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ ٣
Kur’ân’ı ancak kalpleri başka şeylerle meşgul olarak dinlerler. Ve o (küfür ve şirk işleyerek nefsine) zulmedenler, birbirleriyle gizlice konuşarak şöyle derler: “(Allah tarafından gönderilmiş bir rasul olduğunu iddia eden) Bu adam sizin gibi bir beşer değil midir? Onun sizin gibi bir beşer ve getirdiği şeyin sihir olduğunu gördüğünüz hâlde nasıl ona tâbi olursunuz?!”
قَالَ رَبِّـي يَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِـي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٤
Rasulümüz (onlara) şöyle dedi: “Rabbim, sizin gizlediğiniz her şeyi bilir. Çünkü O, göklerde ve yerde söylenen her sözü bilir. Bilin ki O; (ٱلسَّـمِـيـع) es-Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi işitendir), (ٱلۡـعَـلِيـم) el-ʿAlîm’dir (gizli olsun aşikâr olsun yapılan bütün amelleri, söylenen bütün sözleri ve her şeyi bilen; buna göre herkese hesap soracak olandır).”
بَلۡ قَالُوٓاْ أَضۡغَـٰثُ أَحۡلَـٰمِۭ بَلِ ٱفۡتَرَىٰهُ بَلۡ هُوَ شَاعِرٞ فَلۡيَأۡتِنَا بِــَٔايَةٖ كَمَآ أُرۡسِلَ ٱلۡأَوَّلُونَ ٥
Şu var ki (hakkı bile bile inkâr eden) kâfirler, rasulümüz hakkında değişik iftiralar ortaya attılar. Onlardan bazıları şöyle dedi: “Onun getirdiği ancak karışık birtakım rüya ve hayallerden ibarettir (onların bir manası yoktur).” Bazıları ise şöyle dedi: “O, kendi uydurduğu şeyleri Allah’a nispet etmektedir.” Ve bazıları da şöyle dedi: “O ancak bir şairdir. Eğer (Allah tarafından gönderilmiş bir rasul olduğu konusunda) doğru söyleyenlerden ise daha önceki rasullerin kavimlerine getirdiği mucizeler gibi o da bize bir mucize getirsin bakalım!”
مَآ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَآۖ أَفَهُمۡ يُؤۡمِنُونَ ٦
Bu müşriklerden önceki kavimler de (rasullerinden mucize indirilmesini istemişlerdi de istedikleri mucize indirildiğinde hiçbiri) iman etmemişti, biz de onları helak etmiştik. Durum böyleyken bu müşrikler (istedikleri mucizeleri indirdiğimizde öncekiler gibi yapmayıp) iman mı edecekler?! Hayır!
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ إِلَّا رِجَالٗا نُّوحِـيٓ إِلَيۡهِمۡۖ فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧
Ve ey rasulüm! Muhakkak ki senden önce gönderip kendilerine vahyettiğimiz bütün rasuller, âdemoğullarından birer adamdı (melek değillerdi). Eğer bilmiyorsanız sizden önceki kitap verilenlere sorun!
وَمَا جَعَلۡنَـٰهُمۡ جَسَدٗا لَّا يَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَـانُواْ خَـٰلِدِينَ ٨
Ayrıca beşerden gönderdiğimiz rasulleri yemek yemeyen bir ceset yapmadık (diğer insanlar gibi yemek yiyorlardı) ve onları dünyada ölümsüz olacak şekilde ebedi kılmadık.
ثُمَّ صَدَقۡنَٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنـجَيۡنَـٰهُمۡ وَمَن نَّـشَآءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِيـنَ ٩
Sonra rasullerimize verdiğimiz vâdi gerçekleştirdik; onları ve dilediğimiz kimseleri (mu’minleri) kurtardık, müsrifleri (küfür ve şirk işleyerek haddi aşanları) ise helak ettik.
لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُـمۡ كِتَـٰبٗا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠
Size öyle bir kitap (Kur’ân) indirdik ki eğer ona inanır ve onunla amel ederseniz muhakkak sizi şerefli ve övülen kimseler kılar. Bunu neden akletmiyorsunuz (ve hemen ona iman edip onunla amel etmeye koşmuyorsunuz)?!