EL-ḤACC SURESİ

Bir kısmı Mekke’de, diğer bir kısmı da Medine’de inmiştir. Hangi ayetlerin nerede indiği konusunda ihtilaf vardır. Ayet sayısı 78, kelime sayısı 1291, harf sayısı 5175’tir.

سُـورَةُ ٱلۡـحَـجِّ

22:1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّـكُـمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَـيۡءٌ عَظِيمٞ ١

Ey insanlar! Rabbinizden korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki kıyamet gününün sarsıntısı çok muazzam (dehşet verici) bir şeydir (bu sebeple halis bir iman ve salih amellerle o güne hazırlık yapın).

22:2

يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُـلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُـلُّ ذَاتِ حَـمۡـلٍ حَـمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَـٰرَىٰ وَمَا هُم بِـسُكَـٰرَىٰ وَلَـٰكِـنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٞ ٢

Kıyametin sarsıntısını ve muazzam hadiselerini gördüğünüz o günde, yaşanan dehşetten dolayı her emzikli kadın emzirdiği çocuğunu unutur ve her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir hâlde görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir (bundan dolayı akılları başlarından gitmiş olarak sarhoş gibi hareket ederler).

22:3

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُـجَـٰدِلُ فِـي ٱللَّهِ بِغَيۡـرِ عِلۡمٖ وَيَتَّبِعُ كُـلَّ شَيۡطَـٰنٖ مَّرِيدٖ ٣

İnsanlardan öyleleri de vardır ki Allah (ve O’nun ölüleri diriltme kudreti) hakkında bilgisizce cedelleşip durur ve (bu inancında, Rabbine başkaldırmış olan) her azgın şeytana (ve sapıklıkta önder olanlara) tâbi olur.

22:4

كُتِبَ عَلَيۡهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهۡدِيهِ إِلَـىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيـرِ ٤

Bu azgın (cinni ve insi) şeytana kim inanıp tâbi olursa muhakkak onu hak yoldan saptıracağı ve ateş azabına sürükleyeceği yazılmıştır.

22:5

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِـي رَيۡبٖ مِّنَ ٱلۡبَعۡثِ فَإِنَّا خَلَقۡنَـٰكُـم مِّن تُرَابٖ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٖ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةٖ ثُمَّ مِن مُّضۡغَةٖ مُّـخَـلَّقَةٖ وَغَيۡـرِ مُـخَـلَّقَةٖ لِّنُبَيِّـنَ لَـكُـمۡۚ وَنُقِرُّ فِـي ٱلۡأَرۡحَامِ مَا نَـشَآءُ إِلَـىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗـى ثُمَّ نُـخۡرِجُكُـمۡ طِفۡلٗا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُـمۡۖ وَمِنكُـم مَّن يُتَوَفَّـىٰ وَمِنكُـم مَّن يُرَدُّ إِلَـىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡلَا يَعۡلَمَ مِنۢ بَعۡدِ عِلۡمٖ شَيۡـٔٗاۚ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ هَامِدَةٗ فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَـزَّتۡ وَرَبَتۡ وَأَنۢبَتَتۡ مِن كُـلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجٖ ٥

Ey insanlar! Eğer öldükten sonra sizi diriltmeye kadir olduğumuz konusunda şüpheniz varsa (yaratılışınızı ibretle düşünün), biliniz ki biz sizi (babanız Âdem’i) topraktan yarattık. Sonra da (onun zürriyetini erkeğin, kadının rahmine akıttığı) bir nutfeden (meni içindeki spermden), sonra (kadının rahmine dökülen bu nutfenin kadının yumurtasıyla birleşmesi sonucu oluşan) alakadan (kan pıhtısı şeklindeki zigottan), sonra (bu alakanın rahme yapışıp gelişmesiyle meydana gelen) mudğadan (çiğnenmiş et parçasından) yaratıyoruz. İşte bu mudğa ya rahimde yerleşip gelişir ve ondan canlı meydana gelir ya da gelişemez ve ana rahminden dışarı atılır. Size kudretimizi beyan etmek için insanları böyle merhaleli olarak yaratıyoruz. Sonra bu cenini (embriyoyu), tayin ettiğimiz vakitte canlı bir bebek olarak doğuncaya kadar rahimlerde sağlam bir şekilde yerleştiririz. Sonra sizi, ana rahminden bebek olarak çıkarırız. Sonra çocukluktan, mükemmel bir kuvvet ve akıl sahibi oluncaya kadar gelişirsiniz. Kiminiz bu çağa ulaşmadan önce ölür, kiminiz de daha önce bilgili iken hiçbir şey bilmez hâle gelsin diye ömrünün en kötü çağına kadar yaşar. (Ey insan!) Yeri de kurumuş (bitkisiz) olarak görürsün; ona su indirdiğimizde (bitki çıkarırken) toprağı yarılır ve kabarır, böylece her bitkiden hoşa giden, güzel görünüşlü (erkek ve dişi) çiftler çıkarır.

22:6

ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡـحَـقُّ وَأَنَّهُۥ يُـحۡـيِ ٱلۡمَوۡتَـىٰ وَأَنَّهُۥ عَلَىٰ كُـلِّ شَـيۡءٖ قَدِيرٞ ٦

Bunları zikretmemiz; sizi yaratan Allah’ın hak ilah olduğuna iman etmeniz (ve O’ndan başka tapılan ilahların sahte ve bâtıl olduğunu bilmeniz) içindir. Ayrıca o hak olan ilah, (dünyada yaptıklarından dolayı hesap sormak için) bütün ölüleri diriltecektir. Ve muhakkak ki O, her şeye kadirdir (hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz).

22:7

وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٞ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡعَثُ مَن فِـي ٱلۡقُبُورِ ٧

Ve kıyamet gününün muhakkak geleceğine, onun gelmesinde hiçbir şüphe olmadığına ve o gün, Allah’ın (hesap sormak için) kabirde olanları (bütün ölüleri) kesinlikle dirilteceğine iman etmeniz içindir.

22:8

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُـجَـٰدِلُ فِـي ٱللَّهِ بِغَيۡـرِ عِلۡمٖ وَلَا هُدٗى وَلَا كِتَـٰبٖ مُّنِيـرٖ ٨

İnsanlardan öyleleri de vardır ki Allah hakkında ilimsizce, hiçbir doğru delile dayanmadan ve Allah’ın kitabından, söylediklerini aydınlatacak bir bilgi olmadan (cahilce ve zanlarla) husumete girip tartışır.

22:9

ثَانِـيَ عِطۡفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۖ لَهُۥ فِـي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيٞۖ وَنُذِيقُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَذَابَ ٱلۡـحَـرِيقِ ٩

Allah hakkında ilimsizce ve vahye dayanmadan konuşan o kimse, insanları Allah’ın yolundan saptırmak için kibirden dolayı (hakkı dinlemeksizin) boynunu çevirip kasılarak cedelleşir. İşte böyle kimseler için dünyada zillet ve rezillik vardır, kıyamet gününde ise onlara yakıcı ateş azabını tattıracağız.

22:10

ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتۡ يَدَاكَ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيۡسَ بِظَلَّـٰمٖ لِّلۡعَبِيدِ ١٠

Kıyamet gününde ateş azabına atıldığında ona şöyle denir: “İşte tattığın bu azap, dünyada işlediğin (küfür, şirk ve günah) amellerinden dolayıdır. Ve elbette Allah kullarına zulmetmez (suç işleyene hak ettiği cezayı verir, başkasının suçundan dolayı hiç kimseyi cezalandırmaz).”