EL-FURKĀN SURESİ

Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 77, kelime sayısı 892, harf sayısı 3783’tür.

سُـورَةُ ٱلۡـفُـرۡقَانِ

25:1

تَبَارَكَ ٱلَّذِي نَزَّلَ ٱلۡفُرۡقَانَ عَلَـىٰ عَبۡدِهِۦ لِيَكُونَ لِلۡعَـٰلَمِيـنَ نَذِيرًا ١

Âlemleri (bütün insanları ve cinleri, emirlerine itaat etmediklerinde cehennem azabıyla) korkutup uyarmak için kuluna (Muhammed’e) Furkan’ı (hak ile bâtılı apaçık gösteren Kur’ân’ı) indiren Allah, mübarektir (hayrı çoktur) ve (hiç kimsenin sahip olmadığı) yücelik sahibidir.

25:2

ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَمۡ يَتَّخِذۡ وَلَدٗا وَلَمۡ يَـكُـن لَّهُۥ شَرِيكٞ فِـي ٱلۡمُلۡكِ وَخَلَقَ كُـلَّ شَـيۡءٖ فَقَدَّرَهُۥ تَقۡدِيرٗا ٢

O Allah ki göklerin ve yerin mülkü sadece O’na aittir, asla çocuk edinmemiştir ve mülkünde hiçbir ortağı yoktur. Ve O, her şeyi yaratıp nizam veren, yaratılışlarını ve kaderlerini (ilmine ve hikmetine uygun olarak) tayin edendir.

25:3

وَٱتَّـخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةٗ لَّا يَـخۡلُقُونَ شَيۡـٔٗا وَهُمۡ يُـخۡلَقُونَ وَلَا يَمۡلِكُونَ لِأَنفُسِهِمۡ ضَرّٗا وَلَا نَفۡعٗا وَلَا يَمۡلِكُونَ مَوۡتٗا وَلَا حَيَوٰةٗ وَلَا نُـشُورٗا ٣

Buna rağmen müşrikler; hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış olan, ne kendilerinden bir zararı defetmeye ne de kendilerine bir fayda sağlamaya asla muktedir olmayan, üstelik canlıları öldürmeye veya ölülere hayat vermeye ya da ölüleri kabirlerinden çıkarıp diriltmeye de güçleri yetmeyen varlıkları Allah’tan başka ilahlar edinip onlara ibadet ettiler.

25:4

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَـفَرُوٓاْ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّآ إِفۡكٌ ٱفۡتَـرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيۡهِ قَوۡمٌ ءَاخَرُونَۖ فَقَدۡ جَآءُو ظُلۡمٗا وَزُورٗا ٤

Ve (hak kendilerine apaçık geldiği hâlde) inkâr edenler, “Bu (Kur’ân), olsa olsa Muhammed’in uydurup Allah’a nispet ettiği bir yalandır ve bu konuda ona başkaları da yardım etmiştir.” dediler. Böylece onlar, haksızlığa ve iftiraya başvurdular. (Muhakkak ki Kur’ân Allah’ın kelamıdır, ne insanların ne de cinlerin onun benzerini getirmesi asla mümkün değildir).

25:5

وَقَالُوٓاْ أَسَـٰطِيـرُ ٱلۡأَوَّلِيـنَ ٱكۡتَتَبَهَا فَهِـيَ تُمۡلَـىٰ عَلَيۡهِ بُـكۡـرَةٗ وَأَصِيلٗا ٥

Yine o kâfirler (Kur’ân hakkında) şöyle dediler: “Bu Kur’ân, öncekilerin uydurduğu masallardır, (Muhammed) onu başkasına yazdırmıştır ve kendisine sabah akşam okunmaktadır.”

25:6

قُلۡ أَنزَلَهُ ٱلَّذِي يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ فِـي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ كَـانَ غَفُورٗا رَّحِيمٗا ٦

Ey rasulüm! (Seni yalanlayan) O kâfirlere şöyle de: “Bu Kur’ân’ı, göklerin ve yerin bütün gizliliklerini bilen (kendisine hiçbir şey gizli olmayan) Allah indirmiştir. Muhakkak ki O; (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahlarından, Kur’ân hakkındaki yalan ve iftiralarından pişman olup tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).”

25:7

وَقَالُواْ مَالِ هَـٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأۡكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمۡشِـي فِـي ٱلۡأَسۡوَاقِۙ لَوۡلَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَلَكٞ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا ٧

Bir de Rasul’ü yalanlayan o müşrikler şöyle dediler: “(Allah tarafından) Rasul olarak gönderildiğini iddia eden bu adam nasıl bir rasuldür ki bizler gibi yemek yiyor ve maişetini kazanmak için çarşılarda dolaşıyor?! Ona bir melek indirilmeli ve tebliğ edip uyarma konusunda yardım etmeliydi.”

25:8

أَوۡ يُلۡقَـىٰٓ إِلَيۡهِ كَنـزٌ أَوۡ تَـكُـونُ لَهُۥ جَنَّةٞ يَأۡكُـلُ مِنۡهَاۚ وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلٗا مَّسۡحُورًا ٨

“Yahut ona gökten bir hazine inmeli ya da içindeki ürünlerden yediği bir bahçesi olmalıydı. (Böylece maişetini sağlamak için çarşılarda dolaşıp çalışmasına gerek kalmazdı.)” Bir de bu zalimler, mu’minlere şöyle dediler: “Ey aldanıp da bu adama iman ederek tâbi olanlar! Siz, aslında (Allah’ın gönderdiği bir rasule değil) sihirlenmiş (aklını yitirmiş) bir adama tâbi oluyorsunuz.”

25:9

ٱنظُرۡ كَيۡفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلَ فَضَلُّواْ فَلَا يَـسۡتَطِيعُونَ سَبِيلٗا ٩

Ey rasulüm, onların (heva ve heveslerine uyup hiçbir delile dayanmadan) seni nasıl da (sihirbaz, sihirlenmiş, deli veya şair gibi) bâtıl vasıflarla vasfettiklerine bak! İşte böyle yapmakla haktan saptılar, artık hidayet yolunu bulamazlar.

25:10

تَبَارَكَ ٱلَّذِيٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيۡـرٗا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّـٰتٖ تَـجۡـرِي مِن تَـحۡـتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ وَيَجۡعَل لَّكَ قُصُورَۢا ١٠

Ey rasulüm! Mübarek (hayrı çok) ve (hiç kimsenin sahip olmadığı) yücelik sahibi olan Allah dilerse (hakka karşı inatçı) o müşriklerin senden istediklerinden daha hayırlısını sana verir, ağaçları altından nehirler akan bahçeler ve (içinde oturacağın) saraylar da verir.