Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 83, kelime sayısı 727, harf sayısı 3020’dir.
سُـورَةُ يــسٓ
36:1
يـسٓ ١
Yâ, sîn.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.)
* Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir.
36:2
وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡـحَـكِيمِ ٢
Ve (Muhammed’e indirdiğimiz) bu hakîm (tevhidi ve Allah’ın şeriatini en mükemmel şekilde beyan eden, içinde hiçbir bâtıl bulunmayan ve hikmet dolu) olan Kur’ân’a yemin olsun!
36:3
إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِيـنَ ٣
Ey rasulüm! Muhakkak ki sen (insanları tevhide ve sadece Allah’a ibadet edip O’na hiçbir şeyi şirk koşmamaya davet etmek için) Allah’ın gönderdiği rasullerdensin.
36:4
عَلَـىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ٤
Muhakkak ki sen, doğru yol ve mükemmel şeriat üzerindesin.
36:5
تَنـزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ ٥
Bu doğru yol ve mükemmel şeriat, (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz (her meselede dilediği gibi izzetle hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan ve emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandırıcı) ve (ٱلـرَّحِيـم) er-Raḥîm (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edici) olan Allah tarafından indirilmiştir.
Ey rasulüm! Bu doğru yol ve mükemmel şeriat, daha önce ataları uyarılmamış ve bu sebeple ğaflet içinde kalmış (gerçek iman ve tevhidden uzaklaşmış) bir kavmi uyarman için sana indirilmiştir.
Onların çoğu (ğafletlerinin cezası olarak) Allah’ın azabını hak etmiştir (çünkü kendilerine hak apaçık geldiği hâlde küfür ve şirklerinde ısrar ettiler). Artık (ölünceye kadar) hakka gerçek manada iman etmeyeceklerdir.
(Allah’ın emirlerine boyun eğmeme bakımından) Onların misali; boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demirden halkalar geçirdiğimiz kimseler gibidir, bu sebeple kafaları hep yukarı kalkıktır.
Ve onların (hakka ulaşmamaları için) önlerine bir set, arkalarına da bir set koyduk ve (istifade edecek şekilde hakkı görmelerini engellemek için) gözlerine perde çektik, artık (hakkı) göremezler (işte bu, hakkı gördükleri hâlde inat edip küfür ve şirk üzerinde ısrar etmelerindendir).
Ve ey rasulüm! Bil ki hak kendilerine apaçık ulaştığı hâlde (inat edip küfür ve şirklerinde ısrar ederek) hakkı reddeden kâfirlere ister azapla korkutarak tebliğ et ister hiç tebliğ etme, fark etmez. Onlar, senin getirdiklerine iman etmezler.