وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفّٗا ١
(Allah’a ibadet etmek ve emirlerini yerine getirmek için) Saf saf dizilmiş olanlara (meleklere) yemin olsun!
Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 182, kelime sayısı 860, harf sayısı 3826’dır.
سُـورَةُ ٱلصَّافَّاتِ
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفّٗا ١
(Allah’a ibadet etmek ve emirlerini yerine getirmek için) Saf saf dizilmiş olanlara (meleklere) yemin olsun!
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرٗا ٢
(Allah’ın dilediği yere yağmuru yağdırmak için) Bulutları sürüp götürenlere (meleklere) yemin olsun!
فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ ذِكۡرًا ٣
Allah’ın kelamını okuyanlara (meleklere) yemin olsun!
إِنَّ إِلَـٰهَكُـمۡ لَوَٰحِدٞ ٤
Ey insanlar! Muhakkak ki yalnız kendisine ibadet etmeniz gereken bir tek ilahınız vardır; O, hiçbir ortağı olmayan Allah’tır.
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَـٰرِقِ ٥
O; göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların yegâne rabbidir (yaratıcısı, maliki ve düzene koyucusudur). Ve O, güneş doğduğunda da battığında da onun yegâne rabbidir.
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ ٦
Muhakkak ki biz, dünya semasını güzel süslerle; (mücevherler gibi) ışıldayan gezegen ve yıldızlarla süsledik.
وَحِفۡظٗا مِّن كُـلِّ شَيۡطَـٰنٖ مَّارِدٖ ٧
Ve dünya semasını, Allah’a itaatten çıkıp azmış bütün şeytanlardan koruduk.
لَّا يَـسَّمَّعُونَ إِلَـى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَـىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُـلِّ جَانِبٖ ٨
Artık Allah’a itaatten çıkıp azmış o şeytanlar, (Allah’ın vahyettiği şeyleri aralarında konuşan) gökteki meleklere kulak veremezler. Ne zaman kulak vermek isteseler her taraftan (atılan şihâb yıldızlarıyla) taşlanırlar.
دُحُورٗاۖ وَلَهُمۡ عَذَابٞ وَاصِبٌۙ ٩
İşte böylece gerçekleşecek şeyleri dinlemekten (ve gerçekleri söylemedikleri için insanlar onlardan) uzaklaştırılırlar. Ve onlar için (ahirette) hiç bitmeyen çok can yakıcı bir azap vardır.
إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡـخَـطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابٞ ثَاقِبٞ ١٠
Ancak (melekler henüz dünya ahalisine ulaşmamış olan ilimleri konuşurken) gizlice bir kelime kapan hariç; işte o şeytanı da bir şihâb yıldızı takip eder ve yakalayıp yakar (fakat bazen şihâb onu yakalamadan önce işittiği kelimeyi şeytan arkadaşlarına, onlar da kâhinlere ulaştırır; kâhinler de buna yüz kelime yalan katıp insanlara anlatır).