SÂD SURESİ

Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 88, kelime sayısı 732, harf sayısı 3069’dur.

سُـورَةُ صٓ

38:1

صٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِي ٱلذِّكۡرِ ١

Sâd.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.) Ve (dünya ve ahiret mutluluğu için) yapılması gereken amelleri hatırlatan Kur’ân’a yemin olsun! (Müşriklerin zannettiği gibi değil, Allah’ın hiçbir ortağı yoktur çünkü O, bütün ortaklardan münezzehtir.)

* Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir.

38:2

بَلِ ٱلَّذِينَ كَـفَرُواْ فِـي عِزَّةٖ وَشِقَاقٖ ٢

Fakat şu bir gerçektir ki (hak kendilerine geldiği hâlde onu bile bile) inkâr edenler Allah’ın gerçek tevhidine karşı kibir, Rasul’e ve mu’minlere karşı ise düşmanlık içindedirler.

38:3

كَـمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ فَنَادَواْ وَّلَاتَ حِيـنَ مَنَاصٖ ٣

O müşrikler, kendilerinden önce gelip geçmiş nice kavmi (hakkı önemsemeyip yüz çevirmeleri ve rasullerini yalanlamaları sebebiyle) helak ettiğimizi bilmiyorlar mı?! Onlar, (üzerlerine azap indiğinde) azaptan kurtulmak için feryat edip yardım istediler. Fakat zaman, azaptan kurtulma zamanı değildi ki feryatları fayda versin.

38:4

وَعَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٞ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا سَـٰحِرٞ كَذَّابٌ ٤

Ve o müşrikler, kendilerine (meleklerden değil de) içlerinden bir uyarıcının (küfür üzerinde ısrar edenleri Allah’ın azabıyla korkutan birinin) gelmesine hayret ettiler. Ve o kâfirler (hakkı apaçık gördükleri hâlde tevhidi reddedenler), “Bu (Muhammed) yalancı bir sihirbazdır.” dediler.

38:5

أَجَعَلَ ٱلۡأٓلِهَةَ إِلَـٰهٗا وَٰحِدًاۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَـيۡءٌ عُجَابٞ ٥

“Bu adam (Muhammed), ibadeti hak eden ilahları bir tek ilah mı yaptı?! Muhakkak ki bu, çok tuhaf bir şeydir!”

38:6

وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُواْ وَٱصۡبِـرُواْ عَلَـىٰٓ ءَالِهَتِكُـمۡۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَـيۡءٞ يُرَادُ ٦

Ve müşrik kavminin ileri gelenleri hemen harekete geçip kendilerine tâbi olanlara şöyle dediler: “Üzerinde bulunduğunuz dine devam edin (Muhammed’in dinine girmeyin) ve ilahlarınıza ibadet etmekte sebat gösterin! Ve biliniz ki bu (tek ilaha ibadet etmeye çağırmak), Muhammed’in (bize üstünlük sağlamak ve kendisine tâbi ettirmek için) hazırladığı bir plandır.”

38:7

مَا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِـي ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡأٓخِرَةِ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّا ٱخۡتِلَـٰقٌ ٧

“Muhammed’in bizi çağırdığı tevhid dinini daha önce ne babalarımızdan ne de atalarımızdan duyduk. Muhakkak ki bu, onun uydurduğu doğru olmayan bir şeydir.”

38:8

أَءُنزِلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَيۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِـي شَكّٖ مِّن ذِكۡرِيۚ بَل لَّمَّا يَذُوقُواْ عَذَابِ ٨

“Biz kavmin ileri gelen kimseleri iken niye Kur’ân bize değil de Muhammed’e indirildi ki?!” Şu bir gerçektir ki o müşrikler, (inkârları sebebiyle üzerlerine hemen azap inmediği için) Muhammed’e inen Kur’ân hakkında şüphe içindedirler. Eğer inkârları sebebiyle başlarına bir azap inseydi asla küfür, şirk ve şüphe konusunda bu kadar cesaretli olmazlardı.

38:9

أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَحۡـمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡوَهَّابِ ٩

Yoksa (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz (kendisine galip gelinemeyen) ve (ٱلۡـوَهَّاب) el-Vehhâb (dilediğine ikram edip dilediğine ikram etmeyen) Rabbinin nimet ve ikram hazineleri (nübüvvet de dâhil) o müşriklerin yanında mı (ki dilediklerine verip dilediklerini engellesinler)?!

38:10

أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ فَلۡيَـرۡتَقُواْ فِـي ٱلۡأَسۡبَـٰبِ ١٠

Yoksa göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların mülkü onlara mı ait (ki dilediklerine verme, dilediklerine vermeme hakkına sahip olsunlar)?! Eğer iddia ettikleri gibi ise o zaman göğe ulaştıran yolları bulup göğe çıksınlar da istedikleri hükmü indirsinler bakalım!