Bazı âlimlere göre 53’ten 55’e kadar 3 ayet hariç, Mekke’de inmiştir. Bazı âlimlere göre 53’ten sonuna kadar olan ayetler hariç, Mekke’de inmiştir. Bazı âlimlere göre ise 7 ayeti Medine’de, diğerleri ise Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 75, kelime sayısı 1172, harf sayısı 4708’dir.
Bu kitap (Kur’ân), (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz (her meselede dilediği gibi hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan, emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandıran, dilediğini yapmaktan engellenemeyen) ve (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan, emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandıran) Allah tarafından indirilmiştir (başkasından değildir).
Ey rasulüm! Muhakkak ki biz sana bu kitabı (Kur’ân’ı) hak ile (sadece hakkı ihtiva eden, bütün haberleri doğru ve verdiği hükümleri adaletli bir kitap olarak) indirdik. Öyleyse dini (mutlak itaati* ve bütün ibadetleri) kendisine has kılıp her türlü şirkten temizlenmiş olarak yalnız Allah’a ibadet et!
* Mutlak itaat etmek; bir kimsenin verdiği emir ve hüküm ne olursa olsun ona itaat etmek demektir. Allahu Teâlâ’dan başkasına kim olursa olsun mutlak itaat edilme hakkı verilirse o, ilah edinilmiş demektir. Kim de bu hakkın kendisine verilmesini isterse ilahlık taslamış olur. Çünkü mutlak itaat edilme hakkı sadece Allahu Teâlâ’ya aittir. O’nun dışındaki varlıklara Allahu Teâlâ için ve Allahu Teâlâ’ya karşı gelmemek şartıyla itaat edilir.
Biliniz ki Allah sadece şirkten tamamen arındırılmış halis dini kabul eder. Ve Allah’tan başka birtakım veliler edinip onlara ibadet edenler (bu ibadetlerini meşru göstermek için) şöyle derler: “Biz onlara; bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar, ihtiyaçlarımızı Allah’a ulaştırsınlar ve Allah katında bize şefaatçi olsunlar diye ibadet ediyoruz (gayemiz Allah’ın rızasını daha çok kazanmak ve O’nun katında yüksek mertebeye ulaşmaktır).” Bilinmelidir ki Allah, ihtilaf ettikleri tevhid ve Allah’ın razı olduğu ameller konusunda (kıyamet gününde) muvahhidler ile müşrikler arasında hüküm verecektir. Muhakkak ki Allah, kendisinin ortakları olduğunu iddia edip iftira atan yalancıları ve emirlerine karşı gelip küfür ve şirk işleyerek verdiği nimetleri inkâr eden kimseleri asla hidayete muvaffak kılmaz.
Allah, müşriklerin iddia ettikleri gibi çocuk edinmek isteseydi muhakkak ki yarattığı varlıklardan dilediği kimseyi seçip onu çocuğu mertebesinde kılardı. Allah, müşriklerin vasfettiği bütün noksan sıfatlardan, ortak koşmalarından ve çocuk edinmekten münezzeh ve yücedir. O; (ٱلۡـوَاحِـد) el-Vâḥid’dir (zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tektir), (ٱلۡـقَـهَّار) el-Kahhâr’dır (hiçbir şeyin aciz bırakamadığı, her şeyin kendisine boyun eğdiği ve her şeye kadir olan yüce zattır).
Allah, gökleri ve yeri hak ile (boşu boşuna, rastgele ve oyun olarak değil, mükemmel bir hikmetle) yaratmıştır. Geceyi gündüze sokar (geceyi kısaltıp gündüzü uzatır), gündüzü de geceye sokar (gündüzü kısaltıp geceyi uzatır). Güneş’i ve Ay’ı da (kullarının menfaatine olacak şekilde) hükmüne boyun eğdirmiştir. Güneş ve Ay’ın her biri, (Allah’ın ilminde) tayin edilmiş zamana kadar (yörüngesinde düzgün bir şekilde) hareket eder. Bilinmelidir ki O; (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (her meselede dilediği gibi hüküm veren, dilediğini yapmaktan engellenemeyen ve kendisinden hesap sorulmayandır), (ٱلۡـغَـفَّـٰر) el-Ğaffâr’dır (günahından pişman olup halisane bir şekilde tevbe ederek Allah’a itaate dönen ve tekrar aynı günaha dönmekten kaçınan kullarını çokça affedendir).
Ey insanlar! Rabbiniz sizi bir tek nefisten (Âdem’den) yarattı. Sonra da ondan zevcesini (Havva’yı) yarattı ve sizin için enamdan (deve, sığır, koyun ve keçilerden erkek ve dişi) sekiz çift var etti. Sizi de annelerinizin karınlarında, üç kat karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. İşte bütün bunları yaratan, rabbiniz Allah’tır. Mülk, sadece O’nundur. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. Durum böyleyken nasıl olur da haktan saparsınız (O’ndan başka varlıklara ibadet edersiniz)?!
Ey insanlar! Eğer (Allah’ın varlığını, birliğini ve nimetlerini) inkâr ederseniz bilin ki Allah size muhtaç değildir (O’na ne imanınız bir fayda verir ne de inkârınız bir zarar verir, bilakis imanınızın faydası da küfrünüzün zararı da sizedir). Ve Allah’ın, kullarının küfre girmesine rızası yoktur (çünkü O, münkeri ve fahşayı emretmez). Ve eğer Allah’ın verdiği nimetlerden dolayı O’na şükrederseniz (yalnız O’na ibadet eder ve hiçbir şeyi şirk koşmazsanız) bu amelinizden razı olur (ve buna karşılık mükâfaat verir). Ve bilin ki her nefis, kendi yaptığından sorumludur, hiç kimseye başkasının günahı yüklenmez. Sonra (kıyamet gününde) yegâne rabbiniz olan Allah’a döneceksiniz ve O, (dünyada) işlediğiniz amelleri size haber verecektir (ve buna göre karşılık verecektir). Muhakkak ki O, kulların kalbindeki (iman ve küfür dâhil) her şeyi en ince teferruatına kadar bilir (hiçbir şey O’na gizli değildir).
(Kâfir olan) İnsan, kendisine (hastalık, korku veya mal kaybı gibi) bir musibet isabet ettiğinde (bu musibeti kaldırması için) Rabbine yalvara yakara dua eder. Sonra Allah bu musibeti kaldırıp yerine katından bir nimet verdiğinde daha önce Allah’a yalvardığını unutur ve insanları doğru yoldan saptırmak için O’na eşler koşar. Ey rasulüm! Böyle kâfirlere şöyle de: “Küfrünle az bir süre eğlenedur! Çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin.”
Gecenin herhangi bir vaktini secde ve kıyamla geçirerek Allah’a ibadet eden, ahiret azabından korkan ve Rabbinin rahmetini uman mı daha hayırlıdır yoksa (sıkıntı anında sadece Allah’a dua edip ferahlıkta O’na şirk koşan) kâfir mi?! Ey rasulüm! Onlara de ki: “(Allah’ın kendilerine farz kıldığı şeyleri) Bilenler (ve yerine getirenler) ile (bunları) bilmeyenler hiç eşit olur mu?!” (Bu iki taife arasındaki farkı) Ancak selim akıl sahipleri düşünüp anlar.
Ey rasulüm! (Bana ve gönderdiğim rasullerime) İman eden kullarıma şöyle de: “Rabbinizden korkun (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Biliniz ki bu dünyada iyilik yapanlara (hayatının her yönünde Allah’ın razı olduğu şekilde hareket edenlere) iyilik vardır (dünyada zafer, sağlık, helal ve bereketli rızık; ahirette ise cennet verilecektir). Ve (ey mu’minler, bulunduğunuz yerde tevhidi yaşama imkânı bulamazsanız hicret edin) Allah’ın arzı geniştir (hiçbir şirk koşmadan Allah’ın emirlerini yaşayabileceğiniz bir yer bulabilirsiniz). Muhakkak ki Allah, (kendi rızası için her türlü eziyete ve emirlerini yerine getirmeye) sabredenlere (kıyamet gününde) hesapsız, bolca mükâfaat verecektir.”