وَلَا تَهِنُواْ فِـي ٱبۡتِغَآءِ ٱلۡقَوۡمِۖ إِن تَـكُونُواْ تَـأۡلَـمُونَ فَإِنَّهُمۡ يَـأۡلَـمُونَ كَمَا تَـأۡلَـمُونَۖ وَتَرۡجُونَ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا يَرۡجُونَۗ وَكَـانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا ١٠٤
Ve (ey iman edenler) düşmanınız olan (kâfir) kavme saldırıp onunla savaşmakta zayıflık göstermeyin (gevşeyip tembelleşmeyin)! Eğer siz (ölüm veya yaralanma sebebiyle) acı çekiyorsanız elbette onlar da sizin acı çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Ayrıca siz (başınıza gelen eziyetlerden dolayı) Allah’tan mükâfaat, zafer ve yardım umuyorsunuz (sabrederseniz bu gerçekleşebilir), onların ise (Allah’tan sizin gibi) bir beklentileri yoktur (bu sebeple sizin onlardan daha sabırlı olmanız gerekir). Ve bilin ki Allah (عَـلِـيـم) ʿAlîm’dir(herkesin niyetini, kimin ne yaptığını, başına neler geldiğini ve her şeyi; açığıyla, gizlisiyle en ince teferruatına kadar bilendir), (حَـكِـيـم) Ḥakîm’dir (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan ve verdiği her hükümde hikmet sahibi olandır).