وَلَأُضِلَّنَّهُمۡ وَلَأُمَنِّـيَـنَّـهُمۡ وَلَأٓمُرَنَّهُمۡ فَلَيُـبَـتِّـكُـنَّ ءَاذَانَ ٱلۡأَنۡعَـٰمِ وَلَأٓمُرَنَّهُمۡ فَلَيُغَيِّـرُنَّ خَلۡقَ ٱللَّهِۚ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيۡطَـٰنَ وَلِـيّٗا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدۡ خَسِـرَ خُسۡرَانٗا مُّبِينٗا ١١٩
(Devamla Şeytan şöyle dedi) “Ve muhakkak ki onları (Âdem ve zürriyetini, bâtılı süslü göstererek) haktan uzaklaştıracağım. Muhakkak ki onları (uzun yaşama, tekrar diriltilip hesaba çekilmeme veya günahlara rağmen affedilme gibi) boş ümitlerle kandıracağım. Muhakkak ki onlara, (helali haram kılmaları için) hayvanların kulaklarını keserek yarmalarını emredeceğim. Muhakkak ki onlara, Allah’ın yarattığını (O’nun dinini küfürle ve tevhide meyyal olarak yarattığı selim fıtratı bozuk fıtratla) değiştirmelerini emredeceğim.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı veli edinirse (ona itaat ederse) muhakkak apaçık bir şekilde hüsrana uğramış olur.