وَرَفَعۡنَا فَوۡقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَـٰقِهِمۡ وَقُلۡنَا لَهُمُ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡبَابَ سُجَّدٗا وَقُلۡنَا لَهُمۡ لَا تَعۡدُواْ فِـي ٱلسَّبۡتِ وَأَخَذۡنَا مِنۡهُم مِّيثَـٰقًا غَلِيظٗا ١٥٤
Ve (Yahudiler, Musa’nın getirdiklerini kabul etmedikleri ve Tevrât ile amel etmek istemedikleri zaman) onlardan (Tevrât’a uyacaklarına dair söz aldıktan sonra) aldığımız sözü yerine getirmelerini sağlamak için üzerlerine Tur Dağını dikmiş ve onlara, “Beyt-i Makdis’in kapısından secde ederek girin!” demiştik (onlar ise kıçları üzerinde sürünerek girmişlerdi). Sonra onlara, “Sakın cumartesi günü avlanma yasağını ihlal etmeyin!” diye emrettik ve onlardan (Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından uzak duracaklarına dair) şiddetle tekid edilmiş çok sağlam bir söz almıştık.