فَبِمَا نَقۡضِهِم مِّيثَـٰقَهُمۡ وَكُفۡرِهِم بِــَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَقَتۡلِهِمُ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِـغَـيۡـرِ حَقّٖ وَقَوۡلِهِمۡ قُلُوبُنَا غُلۡفُۢۚ بَلۡ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيۡهَا بِـكُـفۡرِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُونَ إِلَّا قَلِيلٗا ١٥٥
Biz de onları (Yahudileri) rahmetimizden kovduk. Çünkü onlar tekid ederek verdikleri sağlam sözlerini bozdular, Allah’ın apaçık ayetlerini inkâr ettiler, haksızlık yaparak (kendilerine gönderilen) nebileri öldürdüler ve (rasulümüz Muhammed’e) “Kalplerimiz (senin sözlerine karşı) örtülüdür (dediklerini anlamıyoruz).” diyerek onu reddettiler. Hayır, kalpleri örtülü değildir (kendilerine söyleneni anlıyorlar)! Fakat işledikleri küfürlerden dolayı Allah onların kalplerini mühürlemiştir (artık kalplerine hak girmez), bundan dolayı ancak kendilerine fayda vermeyen bir iman ile iman ederler.