4:165

رُّسُلٗا مُّبَـشِّـرِينَ وَمُنذِرِينَ لِـئَلَّا يَـكُـونَ لِلنَّاسِ عَلَـى ٱللَّهِ حُجَّةُۢ بَعۡدَ ٱلرُّسُلِۚ وَكَـانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمٗا ١٦٥

(İsmi Kur’ân’da zikredilsin veya zikredilmesin) Gönderdiğimiz rasullerin hepsini (kendilerine itaat edip hayatlarını Allah’ın emirlerine göre düzenleyenleri cennetle) müjdeleyici ve (kendilerine itaat etmeyip hayatlarını beşerî arzu ve heveslere göre düzenleyenleri cehennemle) korkutucu olarak gönderdik ki böylece rasullerden sonra (azabı hak eden) insanların, (“Ey Rabbimiz! Eğer bize doğru yolu gösteren bir rasul gönderseydin emirlerine tâbi olup yalnız sana ibadet ederdik.” diyerek) Allah’a sunacakları bir mazeretleri olmasın. Biliniz ki Allah (عَـزِيـز) ʿAzîz’dir (kendisine asla galip gelinemeyen, her meselede dilediği gibi izzetle hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan ve emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandırandır), (حَـكِـيـم) Ḥakîm’dir (verdiği her hükümde hikmet sahibi olan, hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan, emirlerine bile bile karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).