FUSSİLET SURESİ

Fussilet suresinin diğer ismi el-Mesābîḥ’tir (ٱلۡـمَـصَابِيـح). Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 54, kelime sayısı 776, harf sayısı 3350’dir.

سُـورَةُ فُـصِّـلَتۡ

41:1

حمٓ ١

Ḥâ, mîm.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.)

* Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir.

41:2

تَنـزِيلٞ مِّنَ ٱلرَّحۡـمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٢

Muhakkak bu Kur’ân, (ٱلـرَّحۡـمَـٰن) er-Raḥmân ve (ٱلـرَّحِيـم) er-Raḥîm olan Allah tarafından indirilmiştir.

(ٱلـرَّحۡـمَـٰن) Er-Raḥmân: Hak edene de etmeyene de rahmet edendir. (ٱلـرَّحِيـم) Er-Raḥîm: Dünyada dilediğine rahmet eden, dilediğine rahmet etmeyen; ahirette ise sadece mu’minlere rahmet edendir.

41:3

كِتَـٰبٞ فُصِّلَتۡ ءَايَـٰتُهُۥ قُرۡءَانًا عَرَبِيّٗا لِّقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ ٣

Bu kitabın ayetleri, en mükemmel ve en açık şekilde beyan edilmiştir. Bu Kur’ân Arapça olarak indirilmiştir ve onu anlayanlar içindir (çünkü Kur’ân’dan ancak onlar istifade eder).

41:4

بَـشِيـرٗا وَنَذِيرٗا فَأَعۡرَضَ أَكۡثَـرُهُمۡ فَهُمۡ لَا يَـسۡمَعُونَ ٤

Bu Kur’ân, (Allah’ın emirlerine itaat edip yasaklarından uzak duranları cennetle) müjdeleyici ve (Allah’ın emirlerine itaat etmeyip yasaklarını ihlal edenleri cehennemle) uyarıcı olan bir kitaptır. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmiştir (ya onu tamamen reddetmiştir ya da hükümlerini hayatın her yönünde uygulamamaktadır), böylece hakkı anlayıp kabul edecekleri bir işitmeyle dinlemez oldu.

41:5

وَقَالُواْ قُلُوبُنَا فِـيٓ أَكِنَّةٖ مِّمَّا تَدۡعُونَآ إِلَيۡهِ وَفِـيٓ ءَاذَانِنَا وَقۡرٞ وَمِنۢ بَيۡنِنَا وَبَيۡنِكَ حِجَابٞ فَٱعۡمَلۡ إِنَّنَا عَـٰمِلُونَ ٥

Ve müşrikler şöyle dediler: “Ey Muhammed! Bizi davet ettiğin şeye karşı kalplerimiz örtülüdür, onu anlamıyoruz; kulaklarımızda ona karşı ağırlık vardır, onu duymuyoruz ve senin ile aramızda bir engel vardır, söylediklerin bize ulaşmıyor. Sen bildiğin şekilde amel et, biz de kendi bildiğimiz şekilde amel edeceğiz (asla sana tâbi olmayacağız).”

41:6

قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَـشَرٞ مِّثۡلُكُـمۡ يُوحَـىٰٓ إِلَـيَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُـمۡ إِلَـٰهٞ وَٰحِدٞ فَٱسۡتَقِيمُوٓاْ إِلَيۡهِ وَٱسۡتَغۡفِرُوهُۗ وَوَيۡلٞ لِّلۡمُشۡرِكِيـنَ ٦

Ey rasulüm! (Hakka karşı inat eden) O müşriklere şöyle de: “Muhakkak ki ben, sizin gibi bir beşerim. Ancak bana, ilahınızın bir tek hak ilah olduğu ve sadece O’na ibadet etmeniz gerektiği vahyedilmektedir (çünkü ibadeti hak eden sadece O’dur). Öyleyse (bana tâbi olup) sadece O’nun rızasına ulaştıran doğru yolu takip edin ve günahlarınızın bağışlanması için sadece O’ndan mağfiret dileyin! Ve biliniz ki Allah’tan başkalarına ibadet eden müşriklerin hâli çok kötü olacaktır (çünkü ebedî ateş azabına uğrayacaklardır).”

41:7

ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَـٰفِرُونَ ٧

Bu kimseler zekâtı vermezler ve ahireti (diriltilip hesaba çekilecekleri günü) inkâr ederler.

41:8

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡـرُ مَمۡنُونٖ ٨

(Allah’a, rasulüne ve ona indirilenlere ihlasla) İman edip salih ameller (Allah’ın rızası için ve istediği şekilde ameller) işleyenlere gelince; işte onlar için mükâfaat olarak mutluluğu ve nimetleri eksilmeyen ve bitmeyen ebedî cennet vardır.

41:9

۞قُلۡ أَئِنَّكُـمۡ لَتَكۡـفُرُونَ بِٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡأَرۡضَ فِـي يَوۡمَيۡـنِ وَتَـجۡعَلُونَ لَهُۥٓ أَندَادٗاۚ ذَٰلِكَ رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِيـنَ ٩

Ey rasulüm! Müşriklere (azarlayarak) şöyle de: “Neden (hikmeti gereği) yeri iki günde yaratanı inkâr ediyor ve O’na denkler kılıp onlara ibadet ediyorsunuz?! Biliniz ki ibadeti sadece kendisi hak eden, âlemlerin rabbi (her şeyi yaratan ve her şeyin sahibi) olan Allah’tır (öyleyse sadece O’na ibadet edin).”

41:10

وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِـيَ مِن فَوۡقِهَا وَبَـٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقۡوَٰتَهَا فِـيٓ أَرۡبَعَةِ أَيَّامٖ سَوَآءٗ لِّلسَّآئِلِيـنَ ١٠

Ve O Allah, yerin üzerinde (kökü derinde sabit olan) sağlam dağlar yerleştiren, yeri bereketli kılan, bütün canlıların rızıklarını (hikmetiyle) takdir eden ve yer ile içindekiler hakkında soranlar eşit cevap alacak şekilde (yeri iki günde ve içindekileri de iki günde olmak üzere) bütün bunları dört günde yaratandır.