Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Hangi konuda olursa olsun, Allah ve rasulü bir hüküm verdiğinde sakın başka bir hüküm ileri sürmeyin ve Allah’tan korkun (sadece Allah ve rasulünün emirlerine uyup yasaklarından uzak durun)! Bilin ki Allah (سَـمِيـع) Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi işitendir), (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (gizli olsun aşikâr olsun yapılan bütün amelleri, söylenen bütün sözleri ve her şeyi bilen; buna göre herkese hesap soracak olandır).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Allah’ın nebisiyle konuştuğunuzda sakın seslerinizi yükseltmeyin (ona karşı edepli olun, sadece onun şeriatine uyun ve onun kanunlarına zıt kanunları uygulamayın)! Ve birbirinize hitap ettiğiniz gibi onu da ismiyle çağırmayın! Aksi hâlde hiç farkında olmadan bütün iyi amellerinizin sevabı boşa gider.
Allah’ın rasulünün huzurunda iken seslerini alçaltanlara (ona karşı edepli olan, sadece onun şeriatine uyan ve buna zıt hiçbir şey yapmayanlara) gelince; muhakkak ki Allah imtihanla onların kalplerini takva konusunda ihlaslı kıldı. Onlara mağfiret ve büyük mükâfaat vardır.
Ey rasulüm! Sana dışardan, hanımlarının odalarının arkasından yüksek sesle seslenenler, muhakkak ki onların çoğu sağlıklı düşünemeyen kaba kimselerdir.
Eğer seni dışarıdan, hanımlarının odalarının arkasından yüksek sesle çağıranlar, böyle yapmayıp sen çıkıncaya kadar sabredip bekleseydiler elbette bu onlar için hayırlı olurdu (hem sana saygı göstermiş hem de seni rahatsız etmemiş olurlardı). Ve bilin ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Bir fasık size bir haber getirirse (hemen ona inanmayın) mutlaka doğruluğunu araştırın! Yoksa gerçek durumlarını bilmeden bir topluluğa zarar verebilirsiniz ve bundan dolayı pişman olursunuz.
Ve ey (Allah’a, rasulüne ve getirdiklerine) iman edenler! Unutmayın ki içinizde kendisine Allah tarafından vahyedilen rasul vardır (getirdiği vahye uymak zorundasınız ve o rasul, kendisine vahiy indirildiği için maslahatınızı sizden daha iyi bilir). Eğer o, önerdiğiniz şeylerin çoğuna uymuş olsaydı razı olmadığı zorluğa düşerdiniz. Fakat Allah (ihlasınızdan dolayı) ikramıyla imanı size sevdirdi ve onu kalplerinize güzel gösterdi (böylece ona sarıldınız). Küfrü (Allah’ın tevhidini, rasulünü ve onun getirdiklerini inkâr etmeyi), fıskı (her türlü günahı) ve isyanı (Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmeyi) ise size çirkin gösterdi (böylece nefsinize hoş gelse bile onları terk ettiniz). İşte, doğru yolda yürüyenler bunlardır!
İşte Allah’ın size imanı sevdirmesi ve küfür, fısk ve isyanı çirkin göstermesi, O’nun tarafından size verilen bir lütuf ve bir nimettir. Ve bilin ki Allah (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (kullarının maslahatını ve her şeyi en ince teferruatıyla bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayandır), (حَـكِيـم) Ḥakîm’dir (kulları için koyduğu şeri hükümlerde hikmet sahibi olan, hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen ve emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).
Ve mu’minlerden iki taife birbiriyle vuruşursa ey iman edenler, (onları İslam şeriatine göre hüküm vermeye davet ederek) aralarını ıslah edin! Eğer bir taife barış yapmayı kabul etmeyip diğer taifeye saldırmaya devam ederse bu durumda haddi aşan taifeyle Allah’ın hükmüne dönünceye kadar vuruşun! Eğer Allah’ın hükmüne teslim olursa aralarında adaletle ve insafla barış yapın ve aralarında hüküm verirken adaletle hüküm verin! Muhakkak ki Allah adaletle hüküm verenleri sever.
Muhakkak ki mu’minler (dinde) kardeştir. Öyleyse bu kardeşliğin gereği olarak (ihtilafa düşen) kardeşlerinizin arasını (İslam şeriatine göre) ıslah edin ve (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durarak) Allah’tan gerektiği gibi korkun ki Allah’ın rahmetine nail olabilesiniz.