Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Ahidlerinizi (Allah’a verdiğiniz sözleri ve İslam şeriatine uygun olarak insanlarla yaptığınız anlaşmaları) yerine getirin! (Allah’ın bir rahmeti olarak) Bütün enamlar (deve, sığır, koyun ve keçi cinsleri) size helal kılınmıştır, ancak size haram kılınanlar ve (hac ya da umre için) ihramlıyken av hayvanlarını avlamanız hariç. Muhakkak ki Allah, dilediği şekilde hüküm verendir (hikmeti gereği dilediği şeyi helal, dilediği şeyi haram kılar; hiç kimsenin O’nun hükmüne itiraz edip değiştirme hakkı yoktur).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Allah’ın değer vermenizi emrettiği şeylerin hürmetini ihlal etmeyin (ve ihramlı iken ihram yasaklarına uyun)! Haram aylarda (zilkade, zilhicce, muharrem ve receb aylarında) savaşmayı kendinize helal kılmayın! Beyt-i Haram’da kurban olarak kesilecek olan ve orada kurban olarak kesilecekleri boyunlarına kurdele takılarak işaretlenmiş olan hayvanları da helal kılmayın (onları çalmayın, başka yerde kesmeyin, onlara zarar vermeyin ve Mescid-i Haram’a ulaşmalarını engellemeyin)! Rablerinin ikramıyla helal kazanç elde etmek gayesiyle ticaret yapmak ve Allah’ın rızasını elde etmek gayesiyle ibadet yapmak için Beyt-i Haram’a gelenlerin mallarını da (çalarak veya gasbederek) helal kılmayın! (Hac veya umre yapıp) İhramdan (ve Harem’den) çıktığınızda ise avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram’a ulaşmanızı engelleyen kavme olan kininiz ve buğzunuz, sizi adaleti terk edip onlara zulüm yapmaya sevk etmesin. Ey iman edenler! Allah’ın emrettiği şeyleri yerine getirip yasakladığı şeylerden uzak durmakta yardımlaşın, yasakladığı şeyleri yapmakta ise yardımlaşmayın. Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki Allah, (emirlerine karşı gelenlere) azabı şiddetli olandır (O’nun azabına uğramaktan sakının).
Ey iman edenler! (Şeri olmayan yolla) Ölmüş hayvan, (akan) kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adı zikredilerek boğazlanan hayvanlar size haram kılınmıştır. Boğularak ölen, dövülerek öldürülen, yüksekten düşerek ölen, başka hayvanlar tarafından boynuzlanarak öldürülen ve yırtıcı hayvanların avlayarak öldürdüğü hayvanlar da, bunlardan henüz canı çıkmadan yetişip (şeri yolla) kestikleriniz müstesna, size haram kılınmıştır. Ve bir de (putları temsil eden) dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlardan yemeniz ve fal oklarıyla Allah’ın kaderinize yazdığı gizli şeyleri öğrenmeye çalışmanız size haram kılındı. İşte sayılan bu şeylerden herhangi birini yapmak fısktır (Allah’a itaatten çıkmaktır). Bugün kâfirler (dininize sımsıkı sarıldığınızı gördükleri için) dininizden dönmenizden ümitlerini kesmiştir. Artık onlardan korkmayın, sadece benden korkun! Bugün dininizi (İslam dinini, bütün hükümleri beyan ederek) kemale erdirdim. (Dinin hükümlerini kemale erdirip her zaman geçerli kılarak) Size olan nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim (kıyamete kadar dünya ve ahiret ile alakalı bütün işlerinizde bu dine tâbi olmanızdan razı oldum, bu dinden başka bir din kabul etmem). Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır ve günaha meyletmeksizin (hoşlanmayarak haram etlerden) yerse bilsin ki Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (emirlerine ihlasla itaat edip ancak zaruret hâlinde haram kılınan etlerden yiyen ve işlediği günahlardan halis bir kalple tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, haram sınırlarına riayet eden kullarına ikramıyla yardımda bulunup ancak zaruret hâlinde haram kılınan etlerden yenilmesine ruhsat vererek helal ve kolaylaştırıcı hükümler beyan eden, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).
Ey rasulüm! (Sahabelerin) Yenilmesi kendilerine helal olan şeyler hakkında sana soruyorlar. De ki: “Temiz olan (Allah’ın boğazlanarak yenilmesine izin verdiği) yiyecekler size helal kılındı. Ve Allah’ın size öğrettiğinden emrinize uyacak şekilde eğittiğiniz avcı hayvanların ve avcı kuşların sizin için yakaladığı (helal olan) avlar da size helal kılındı. Avlanmayı öğrettiğiniz hayvanlarınızın sizin için yakaladığı avlardan (avı yakalarken öldürmüş olsalar bile) yiyebilirsiniz. Onları avın üzerine salarken Allah’ın ismini zikredin! Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir (kulların yaptığı amelleri en ince teferruatına kadar, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bilen ve en hızlı şekilde hesap sorandır).”
(Ey iman edenler!) Bugün (Allah’ın yemenize izin verdiği) temiz olan her şey size helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin (Yahudi ve Hristiyanların) yemeği (kestiği hayvanların eti) size helaldir, sizin yemeğiniz (kestiğiniz hayvanların eti) de onlara helaldir. Hür ve iffetli mu’min kadınlarla ve sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların (Yahudi ve Hristiyanların) hür ve iffetli kadınlarıyla; mehirlerini vermeniz, iffetinizi korumanız, fuhuştan sakınmanız ve (zina yapmak için) gizli dost tutmamanız şartıyla evlenmeniz de size helal kılınmıştır. Kim Allah’ın hükümlerine göre yaşamayı reddederse (imandan çıktığı için bütün salih) ameli boşa gider ve o, ahiret gününde (ebedî kalmak üzere cehenneme atılacağı için) kaybedenlerden olacaktır.
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Namaz kılmak istediğiniz zaman (eğer küçük hadesli durumda iseniz) yüzlerinizi ve ellerinizi (dirsekler dâhil olmak üzere) dirseklere kadar yıkayarak, başlarınızı mesh ederek ve ayaklarınızı (aşık kemikleri dâhil olmak üzere) aşık kemiklerine kadar yıkayarak abdest alın! Eğer cünüp iseniz gusül abdesti alın! Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da sizden biri heladan (abdest bozmaktan) gelmişse yahut hanımlarınıza çok dokunmuşsanız (cima yapmışsanız) ve bu durumda (abdest almak ya da gusletmek için aradığınız hâlde) su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm yapabilirsiniz; (ellerinizi toprağa sürüp silkeledikten sonra) yüzlerinizi ve (dirsekler dâhil olmak üzere) ellerinizi temiz toprakla mesh edin! Allah (bulamadığınızda ya da size zarar verecek durumlarda su kullanmanızı mecbur kılarak) size sıkıntı vermek istemez (böyle durumlarda teyemmümü size meşru kılmıştır). Bu, (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durarak, yalnız O’na ibadet edip hiçbir şeyi şirk koşmayarak) şükredesiniz diye Allah’ın sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istemesindendir.
Ve ey iman edenler! Allah’ın size olan (İslam’a muvaffak kılma) nimetini, (rasulüne beyat ederken ferahlıkta olsun sıkıntıda olsun kendisine itaat edeceğinize dair) Allah’a verdiğiniz ahdi ve bu ahdi verirken Rasul’e söylediğiniz, “İşittik ve (emrine) itaat ettik.” sözünü hatırlayın! Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Biliniz ki Allah kalplerinizde olanı en ince teferruatıyla bilendir (Rasul’e verdiğiniz söze zahiren ve bâtınen uyun, çünkü bundan dolayı hesaba tâbi tutulacaksınız).
Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Her zaman Allah’ın rızasını gözeterek O’nun üzerinizdeki haklarını yerine getirin ve her zaman adaletli şahidler olun! Bir kavme olan kininiz ve buğzunuz sizi adaleti terk edip onlara zulüm yapmaya sevk etmesin. (Her zaman, her konuda ve herkese) Adaletli olun çünkü (her zaman) adaletli olmak Allah’tan korkmaya daha yakındır (zulüm ise O’na karşı gelmeye daha yakındır). Ve Allah’tan korkun (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)! Muhakkak ki Allah yaptığınız her şeyden, gizlisiyle açığıyla en ince teferruatına kadar haberdardır (ve ona göre hesap soracaktır).
Allah, gerçek manada (kendisine, rasulüne ve ona indirilenlere) iman edip salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenlere günahlarının örtülüp bağışlanmasını ve çok büyük mükâfaat (cenneti) vermeyi vâdetmiştir.
Kâfirlere (Allah’ın birliğini ve O’na verdikleri ahdi kalp ya da amelleriyle inkâr edenlere) ve (rasulümüze tâbi olmayarak) ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem ehlidirler (orada ebedî kalacaklardır).