5:117
مَا قُلۡتُ لَهُمۡ إِلَّا مَآ أَمَرۡتَنِـي بِهِۦٓ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ رَبِّـي وَرَبَّـكُـمۡۚ وَكُنتُ عَلَيۡهِمۡ شَهِيدٗا مَّا دُمۡتُ فِيهِمۡۖ فَلَمَّا تَوَفَّيۡتَـنِـي كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيۡهِمۡۚ وَأَنتَ عَلَـىٰ كُـلِّ شَـيۡءٖ شَهِيدٌ ١١٧
“Ben onlara sadece, bana emrettiğin şekilde ‘Benim de rabbim sizin de rabbiniz olan Allah’a ibadet edin!’ dedim. Ben, ancak aralarında iken onlara (söyledikleri ve yaptıkları şeylere) şahid idim. Sen beni vefat ettirdiğinde (bedenim ile ruhumu yerden alıp göğe yükselttiğinde) onların üzerine (amellerini) gözetleyici sen idin. Sen, her şeyi (olmayacak olanı, olacak olanı, olduğunda nasıl olacağını ve olmuş olanı) en ince teferruatıyla bilensin (hiçbir şey senden gizli değildir).”