فَبِمَا نَقۡضِهِم مِّيثَـٰقَهُمۡ لَعَنَّـٰهُمۡ وَجَعَلۡنَا قُلُوبَهُمۡ قَـٰسِيَةٗۖ يُـحَـرِّفُونَ ٱلۡكَـلِـمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَـسُواْ حَظّٗا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَـىٰ خَآئِنَةٖ مِّنۡهُمۡ إِلَّا قَلِيلٗا مِّنۡهُمۡۖ فَٱعۡفُ عَنۡهُمۡ وَٱصۡفَحۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُـحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِيـنَ ١٣
Allah’a verdikleri tekid edilmiş ahdi bozmaları sebebiyle İsrailoğullarına lanet ettik (onları rahmetimizden kovduk) ve kalplerini (nasihatlerden istifade etmeyecek şekilde) katılaştırdık. Onlar (Yahudi âlimleri) Allah’ın kelimelerini, yerlerini değiştirerek (ve hevalarına göre sapık teviller yaparak) tahrif ederler. Ve kendilerine (Tevrât’ta) öğretilen hükümlerden (önemli) bir kısmını (bilerek terk etmeleri sebebiyle) unuttular. Ey rasulüm! İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün. Yine de sen onları affet (yaptıklarından dolayı onları hemen cezalandırma) ve onlara aldırış etme (yaptıklarına göz yum). Muhakkak ki Allah muhsinleri (kendisine her türlü itaatte, salih ameller yapmakta, mallarını ve canlarını dini yolunda harcamakta ihlaslı olanları) sever (onları cennetle mükâfaatlandıracaktır).