۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱبۡنَـيۡ ءَادَمَ بِٱلۡـحَـقِّ إِذۡ قَرَّبَا قُرۡبَانٗا فَتُقُبِّلَ مِنۡ أَحَدِهِمَا وَلَمۡ يُتَقَبَّلۡ مِنَ ٱلۡأٓخَرِ قَالَ لَأَقۡتُلَنَّكَۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِيـنَ ٢٧
Ey rasulüm! Onlara (sana tâbi olmayan zalim ve hasetçi Yahudilere) Âdem’in iki oğlunun (Habil ile Kabil’in) kıssasını kesin doğru bir haber olarak anlat! Hani onlar Allah’a kurban takdim etmişlerdi de birinin (Habil’in) kurbanı kabul edilmiş, diğerininki (Kabil’inki) ise kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen (haset ve kıskançlık yüzünden) şöyle demişti: “(Ey Habil!) Andolsun ki seni öldüreceğim.” Kardeşi (Habil) de ona, “Allah, ancak takva sahiplerinin (O’nun emirlerine itaat edip yasaklarından uzak duranların) kurbanını kabul eder.” demişti.