سَمَّـٰعُونَ لِلۡكَذِبِ أَكَّـٰلُونَ لِلسُّحۡتِۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحۡكُـم بَيۡنَهُمۡ أَوۡ أَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡۖ وَإِن تُعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيۡـٔٗاۖ وَإِنۡ حَكَمۡتَ فَٱحۡكُـم بَيۡنَهُم بِٱلۡقِسۡطِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُـحِـبُّ ٱلۡمُقۡسِطِيـنَ ٤٢
Bu Yahudiler, hep (heva ve heveslerine uyduğu için İslam dini ve rasulümüz hakkında uydurulan) yalanlara uyarlar ve hep haram yerler. Ey rasulüm! Eğer aralarındaki anlaşmazlıklarda hüküm vermen için sana gelirlerse dilersen aralarında hüküm ver, dilersen onlardan yüz çevirip hüküm verme. Eğer haklarında hüküm vermeyi terk edersen bundan dolayı sana bir zarar veremezler. Eğer onların arasında hüküm verirsen haklarında adaletle (Allah’ın indirdikleriyle) hüküm ver! Muhakkak ki Allah, (aleyhine olsa bile her konuda) adaletle hüküm verenleri sever.