إِنَّآ أَنزَلۡنَا ٱلتَّوۡرَىٰةَ فِيهَا هُدٗى وَنُورٞۚ يَـحۡكُـمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسۡلَمُواْ لِلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ بِمَا ٱسۡتُحۡفِظُواْ مِن كِتَـٰبِ ٱللَّهِ وَكَـانُواْ عَلَيۡهِ شُهَدَآءَۚ فَلَا تَـخۡشَوُاْ ٱلنَّاسَ وَٱخۡشَوۡنِ وَلَا تَـشۡتَـرُواْ بِــَٔايَـٰتِـي ثَمَنٗا قَلِيلٗاۚ وَمَن لَّمۡ يَـحۡكُـم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٤٤
Muhakkak ki biz (Musa’ya) Tevrât’ı indirdik. Onda hidayet (doğru yolu gösteren deliller) ve (doğru yolu aydınlatıcı) nur vardır. (İsrailoğullarına gönderilen ve) Allah’ın itaatine boyun eğmiş nebiler, Yahudiler arasında onunla hüküm verirlerdi. İlimde derinleşmiş âlimleri ve fakihleri de Allah’ın kitabından ezberledikleri şeylerle onlara hüküm verir ve onun hak olduğuna şehadet ederlerdi (böylece kitabı tahriften korurlardı). (Ey Yahudiler!) İnsanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi (hayatınızda uygulamanızı emrettiğim hükümlerimi) az ve geçici olan dünya metaı karşılığında değiştirmeyin (hiçbir şey gizlemeden hakkı olduğu gibi açıklayın, bâtıl tevillerle insanları saptırmayın)! Kim de (her konuda) Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse işte onlar, kâfirlerin ta kendileridir!