EL-MUCÂDELE SURESİ

Medine’de inmiştir. Nakkaş’a göre 7. ayet Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 22, kelime sayısı 473, harf sayısı 1792’dir.

سُـورَةُ ٱلۡـمُـجَادَلَـةِ

58:1

قَدۡ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوۡلَ ٱلَّتِـي تُجَٰدِلُكَ فِـي زَوۡجِهَا وَتَشۡتَكِـيٓ إِلَـى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَـسۡمَعُ تَـحَاوُرَكُمَآۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيـرٌ ١

Ey rasulüm! (Zıhar* yaptığı için) Kocası hakkında seninle muhavere eden (karşılıklı konuşan) ve (ihtiyaçlı hâlini) Allah’a şikâyet eden kadının sözünü Allah muhakkak bilir. Ve Allah, (kocasına dönme konusunda çare arayan kadın ile) aranızdaki karşılıklı konuşmayı işitir (çünkü O’na hiçbir şey gizli değildir). Muhakkak ki Allah (سَـمِيـع) Semîʿ’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi işitendir), (بَـصِيـر) Basîr’dir (gizli olsun aşikâr olsun her şeyi görendir, size ona göre hesap soracaktır).

* Zıhar; kocanın, karısına “Sen bana, annemin sırtı gibisin.” demesidir.

58:2

ٱلَّذِينَ يُظَـٰهِرُونَ مِنكُـم مِّن نِّـسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَٰتِهِمۡۖ إِنۡ أُمَّهَـٰتُهُمۡ إِلَّا ٱلَّٰٓـِٔي وَلَدۡنَهُمۡۚ وَإِنَّهُمۡ لَيَقُولُونَ مُنكَرٗا مِّنَ ٱلۡقَوۡلِ وَزُورٗاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٞ ٢

Ey iman edenler! İçinizden karılarına zıhar yapanlar (“Sen bana annemin sırtı gibisin.” diyenler) bilsinler ki karıları, onların anneleri değildir. Muhakkak ki anneleri, onları doğuran kadınlardır. Bilsinler ki onların söylediği bu zıhar sözü, çok kötü bir sözdür ve yalandır. Fakat Allah (عَـفُـوّ) ʿAfuvv’dur (halis bir kalple tevbe eden kullarını bağışlayandır), (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup tevbe eden kullarını affedendir).

58:3

وَٱلَّذِينَ يُظَـٰهِرُونَ مِن نِّـسَآئِهِمۡ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُواْ فَتَحۡرِيرُ رَقَبَةٖ مِّن قَبۡلِ أَن يَتَمَآسَّاۚ ذَٰلِكُـمۡ تُوعَظُونَ بِهِۦۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيـرٞ ٣

Hanımlarına zıhar yapan (onlara “Sen bana, annemin sırtı gibisin.” diyen) ve sonra söyledikleri bu kötü sözden vazgeçip hanımlarıyla cima yapmak isteyenlerin, hanımlarına dokunmadan önce (söyledikleri zıhar sözüne kefaret olarak) bir köle azat etmeleri gerekir. İşte bu, zıhar suçunu işlediğinizde (bir daha işlememeniz için ceza olarak) yerine getirmeniz emredilen hükümdür. Muhakkak ki Allah, işlediğiniz her şeyden haberdardır (her şeyi gizlisiyle açığıyla en ince teferruatına kadar bilendir ve buna göre hesap soracaktır).

58:4

فَمَن لَّمۡ يَـجِدۡ فَصِيَامُ شَهۡرَيۡنِ مُتَتَابِعَيۡـنِ مِن قَبۡلِ أَن يَتَمَآسَّاۖ فَمَن لَّمۡ يَـسۡتَطِعۡ فَإِطۡعَامُ سِتِّيـنَ مِسۡكِينٗاۚ ذَٰلِكَ لِتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۚ وَتِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِۗ وَلِلۡكَـٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٤

Hanımına zıhar yapan kimse, bir köle azat etme imkânı bulamazsa hanımıyla cima yapmadan önce peş peşe iki ay oruç tutsun. Kimin de peş peşe iki ay oruç tutmaya gücü yetmezse altmış miskine yemek yedirsin. İşte bu hükümlerin verilmesinin sebebi, Allah’a ve rasulüne gerçek manada iman edip boyun eğmeniz içindir. Ve işte bu hükümler, Allah’ın (kulları için koyduğu) sınırlarıdır (sakın Allah’ın sınırlarını aşmayın). Ve bilin ki Allah’ın hükümlerini ve sınırlarını inkâr edenler için çok can yakıcı bir azap vardır.

58:5

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُـحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ كُبِتُواْ كَمَا كُبِتَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ وَقَدۡ أَنزَلۡنَآ ءَايَـٰتِۭ بَيِّنَـٰتٖۚ وَلِلۡكَـٰفِرِينَ عَذَابٞ مُّهِيـنٞ ٥

Muhakkak ki Allah’a ve rasulüne düşmanlık yapanlar, tıpkı kendilerinden önce Allah’a ve rasulüne karşı gelenlerin rezil rüsva oldukları gibi rezil rüsva olacaklardır. Ve biz hakkı beyan eden apaçık ayetler indirdik, bu apaçık ayetlerimizi reddeden kâfirlere alçaltıcı azap vardır.

58:6

يَوۡمَ يَبۡعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَـمِيعٗا فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓاْۚ أَحۡصَىٰهُ ٱللَّهُ وَنَـسُوهُۚ وَٱللَّهُ عَلَـىٰ كُـلِّ شَـيۡءٖ شَهِيدٌ ٦

Allah, ayetlerini reddeden kâfirlerin hepsini dirilttiği gün, onlara (dünyada) işledikleri amelleri haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır, hiçbir şeyi unutmaz. Ancak onlar yaptıklarını unuturlar (fakat amel defterlerinde yaptıklarını en ince teferruatıyla yazılı bulacaklardır). Ve muhakkak ki Allah her şeye şahiddir (O’na hiçbir şey gizli değildir ve buna göre hesap soracaktır).

58:7

أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِـي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِـي ٱلۡأَرۡضِۖ مَا يَـكُونُ مِن نَّـجۡوَىٰ ثَلَـٰثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمۡ وَلَا خَـمۡسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمۡ وَلَآ أَدۡنَـىٰ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكۡثَـرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمۡ أَيۡنَ مَا كَـانُواْۖ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُواْ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِـكُـلِّ شَـيۡءٍ عَلِيمٌ ٧

Ey rasulüm! Allah’ın, göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini görmüyor musun?! (O’na hiçbir şey gizli değildir.) Üç kişi gizli konuşsa muhakkak O, (ilmiyle) onların dördüncüleri olur; beş kişi gizli konuşsa O, (ilmiyle) onların altıncıları olur. Gizli konuşanlar bundan daha az veya daha fazla olsalar da nerede olurlarsa olsunlar, muhakkak Allah (ilmiyle) onlarla beraberdir. Sonra kıyamet gününde onlara (dünyada) yaptıklarını haber verecektir. Muhakkak ki Allah, (gizlisiyle açığıyla) her şeyi (en ince teferruatına kadar) bilendir (hiçbir şey O’na gizli değildir).

58:8

أَلَمۡ تَرَ إِلَـى ٱلَّذِينَ نُهُواْ عَنِ ٱلنَّجۡوَىٰ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُواْ عَنۡهُ وَيَتَنَـٰجَوۡنَ بِٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَمَعۡصِيَتِ ٱلرَّسُولِۖ وَإِذَا جَآءُوكَ حَيَّوۡكَ بِمَا لَمۡ يُـحَـيِّكَ بِهِ ٱللَّهُ وَيَقُولُونَ فِـيٓ أَنفُسِهِمۡ لَوۡلَا يُعَذِّبُنَا ٱللَّهُ بِمَا نَقُولُۚ حَسۡبُهُمۡ جَهَنَّمُ يَصۡلَوۡنَهَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيـرُ ٨

Ey rasulüm! (Senin ve mu’minlerin aleyhine) Gizli konuşmaktan nehyedildikleri hâlde yine nehyedildikleri şeye dönüp günah, düşmanlık ve Rasul’e karşı gelme konusunda aralarında gizli gizli konuşanları (Yahudileri) görmüyor musun?! Üstelik onlar yanına geldiklerinde Allah’ın seni selamlamadığı bir selamla sana selam verirler. Ve içlerinden şöyle derler: “Bu söylediklerimizden dolayı Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?! (Allah bize azap etmediğine göre demek ki Muhammed nebilik iddiasında doğru değildir).” Bilsinler ki cehennem onlara yeter! Oraya gireceklerdir, orası ne kötü bir sondur!

58:9

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا تَنَـٰجَيۡتُمۡ فَلَا تَتَنَـٰجَوۡاْ بِٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَمَعۡصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَـٰجَوۡاْ بِٱلۡبِـرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُـحۡشَرُونَ ٩

Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Aranızda gizli konuşacağınız zaman sakın günah işleme, birbirinize düşmanlık yapma ve Rasul’e (Muhammed’e) karşı gelme konularında fısıldaşmayın, gizli konuştuğunuzda ancak iyilik yapma ve takva (Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durma) konusunda konuşun! Ve (kıyamet gününde hesap ve ceza için) huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun)!

58:10

إِنَّمَا ٱلنَّجۡوَىٰ مِنَ ٱلشَّيۡطَـٰنِ لِيَحۡزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَيۡسَ بِضَآرِّهِمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَعَلَـى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّـلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١٠

Muhakkak ki günah işleme, mu’minlere düşmanlık yapma ve Rasul’e karşı gelme konularındaki gizli konuşmalar, şeytanın dostlarına süslü gösterip mu’minleri üzmek için onlara verdiği vesveselerdir. Bilin ki şeytan ve dostları, Allah’ın izni olmadıkça mu’minlere hiçbir zarar veremez. Öyleyse mu’minler sadece Allah’a tevekkül etsinler (her durumda O’na güvenip O’ndan yardım istesinler, O’nun kaza ve kaderine rıza gösterip hükmüne teslim olsunlar).