Bazı âlimlere göre Mekke’de, geceleyin bir bütün olarak inmiştir. İbni Abbas’a göre 91’den 93’e kadar olan 3 ayet ile 119’dan 124’e kadar olan 6 ayet Medine’de inmiştir. Ayet sayısı 165, kelime sayısı 3052, harf sayısı 12422’dir.
Gökleri ve yeri (örneksiz) yaratan Allah’a hamdolsun (O’nu mahlukata benzemekten ve noksan sıfatlardan tenzih eder, her şeyden çok sever ve layık olduğu şekilde yüceltiriz). O, karanlıkları ve aydınlığı yaratmıştır (ve hem karanlık olan sapık yolları hem de aydınlık olan doğru yolu apaçık beyan etmiştir). Buna rağmen Rablerini (Allah’ı) inkâr edenler, (sıfatlarında, fiillerinde, hak veya yetkilerinde şirk koşarak) başka varlıkları O’na eşit tutmaktadırlar.
O (mahlukata benzemekten ve noksan sıfatlardan münezzeh olan, ibadeti yalnız kendisi hak eden Allah), sizi (aslınız olan babanız Âdem’i) çamurdan yarattı, sonra size (dünyada yaşayacağınız) belli bir ecel tayin etti. Ve vaktini sadece kendisinin bildiği, (hesaba çekilmek için) diriltileceğiniz bir gün (kıyamet gününü) de tayin etti. Buna rağmen sizi diriltmeye kadir olduğunda hâlâ şüphe ediyorsunuz.
Üstelik O (mahlukata benzemekten ve noksan sıfatlardan münezzeh olan) Allah, göklerde ve yerde ibadet edilmeyi hak eden yegâne varlıktır. Gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi (niyetlerinizi, sözlerinizi ve amellerinizi en ince teferruatıyla) bilir, (hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.
Ve onlara (müşriklere) Rablerinden (O’nun tevhidini ve rasulünün hak olduğunu ispat eden) ne delil gelirse gelsin (hakkı istememeleri ve kibirlerinden dolayı) hemen yüz çevirirler.
Şu bir gerçektir ki müşrikler, kendilerine gelen daha açık hakkı (Kur’ân’ı) da yalanlamışlardır. Bilsinler ki (ahiret gününde azabı gördüklerinde, yalanlayıp) alay ettikleri ayetlerimizin hak olduğunu göreceklerdir.
O kâfirler, kendilerinden önce gelip geçmiş nice kavmi (hakkı önemsemeyip yüz çevirdikleri için) helak ettiğimizi bilmiyorlar mı?! (Ey kendilerine gelen hakkı yalanlayıp karşı gelen müşrikler! Şunu da unutmayın) Helak ettiğimiz o kavimleri, size vermediğimiz kadar büyük saltanat ve kuvvet vererek yeryüzüne yerleştirmiş (otorite sahibi kılmış), onlara gökten faydalı olan bolca yağmur indirmiş ve oturdukları yerlerin kenarlarından nehirler akıtmıştık. Verdiğimiz bunca nimete rağmen günah işlemeleri (emirlerimize karşı gelmeleri, rasullerimizi ve indirdiğimiz hakkı yalanlamaları) sebebiyle onları yok ettik ve arkalarından başka kavimler getirdik (bunu bilin ve ibretle düşünün).
Ve ey rasulüm! Eğer sana kâğıtlarda yazılı bir kitap indirseydik (onun indiğini gözleriyle görselerdi) ve elleriyle ona dokunsalardı yine de bu inkâr edenler (hakka karşı inatlarından dolayı), “Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir (ona iman etmeyiz).” derlerdi.
Ve bu kâfirler şöyle dediler: “Muhammed ile beraber (bizimle konuşan ve Muhammed’in rasul olduğuna şehadet eden) bir melek indirilseydi iman ederdik.” Bilsinler ki eğer (istedikleri gibi) bir melek indirseydik iman etmedikleri takdirde tevbeye hiç fırsat vermeden onları helak ederdik.
Eğer göndereceğimiz rasul bir melek olsaydı (melek tabiatındayken onunla konuşmaya takat getiremeyecekleri için) yine de onu adam suretine sokardık. Adam tabiatında gönderdiğimiz zaman yine onun hakkında şüphe ederlerdi.
Ey rasulüm! (Müşrik olan kavmin, bir melek inmesini isteyerek seninle alay etmişse) Bil ki senden önceki rasullerle de (çeşitli şekillerde) alay edilmişti de (kendisiyle korkutulduklarında) inkâr edip alaya aldıkları azap, alay edenlerin başına gelmişti.