وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤۡمِنُونَ بِــَٔايَـٰتِنَا فَقُلۡ سَلَـٰمٌ عَلَيۡـكُـمۡۖ كَتَبَ رَبُّـكُـمۡ عَلَـىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡـمَةَ أَنَّهُۥ مَنۡ عَمِلَ مِنكُـمۡ سُوٓءَۢا بِـجَـهَـٰلَةٖ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعۡدِهِۦ وَأَصۡلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٥٤
Ve ey rasulüm! Ayetlerimize gerçek manada iman edenler (daha önce işledikleri günahlardan tevbe ettiklerinde Allah’ın affedip affetmeyeceğini sormak için) senin yanına geldiklerinde, onlara (ümit vererek) şöyle de: “Size selam olsun (Rabbinizin emanı altındasınız)! Rabbiniz, kendi üzerine (kullarına) rahmet etmeyi yazmıştır. İçinizden kim cahillik yaparak günah işler, sonra hemen ardından (yaptığına gerçekten pişman olarak, halis niyetle) tevbe edip (Allah’a itaate yönelerek) kendisini (ve bozduğu şeyleri) düzeltirse bilsin ki Allah (غَـفُـور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup halisane bir şekilde tevbe edip Allah’a itaate dönen ve tekrar aynı günaha dönmekten kaçınan kullarını affedendir), (رَحِـيـم) Raḥîm’dir (ihlasla tevbe eden kullarına merhamet ederek onlara işlediği günahlardan dolayı azap etmeyendir).”