أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَـمۡ أَهۡلَكۡـنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ مَّكَّنَّـٰهُمۡ فِـي ٱلۡأَرۡضِ مَا لَمۡ نُمَكِّـن لَّـكُـمۡ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡهِم مِّدۡرَارٗا وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَنۡهَـٰرَ تَـجۡرِي مِن تَـحۡـتِهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَـٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَنـشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ ٦
O kâfirler, kendilerinden önce gelip geçmiş nice kavmi (hakkı önemsemeyip yüz çevirdikleri için) helak ettiğimizi bilmiyorlar mı?! (Ey kendilerine gelen hakkı yalanlayıp karşı gelen müşrikler! Şunu da unutmayın) Helak ettiğimiz o kavimleri, size vermediğimiz kadar büyük saltanat ve kuvvet vererek yeryüzüne yerleştirmiş (otorite sahibi kılmış), onlara gökten faydalı olan bolca yağmur indirmiş ve oturdukları yerlerin kenarlarından nehirler akıtmıştık. Verdiğimiz bunca nimete rağmen günah işlemeleri (emirlerimize karşı gelmeleri, rasullerimizi ve indirdiğimiz hakkı yalanlamaları) sebebiyle onları yok ettik ve arkalarından başka kavimler getirdik (bunu bilin ve ibretle düşünün).