وَكَيۡفَ أَخَافُ مَآ أَشۡرَكۡتُمۡ وَلَا تَـخَافُونَ أَنَّـكُـمۡ أَشۡرَكۡـتُم بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَـزِّلۡ بِهِۦ عَلَيۡكُـمۡ سُلۡطَـٰنٗاۚ فَأَيُّ ٱلۡفَرِيقَيۡـنِ أَحَقُّ بِٱلۡأَمۡنِۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٨١
İbrahim (taptıkları ilahlarla kendisini korkutan müşriklere) şöyle dedi: “Siz hiçbir delile dayanmaksızın Allah’a eş koşmaktan korkmuyorken sizin Allah’tan başka taptığınız ilahlardan ben nasıl korkarım?! Bu iki topluluktan hangisi azaptan güvende olmaya daha layık, siz mi yoksa biz mi?! Eğer bunu biliyorsanız o topluluğa tâbi olun! (Bilin ki korkudan emin olmayı ancak Allah’ı birleyip şirk koşmayan, bütün ibadetleri sadece O’na yapan, O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak duran ve O’nun azabından korkan muvahhidler hak eder.)”