وَلَقَدۡ جِئۡتُمُونَا فُرَٰدَىٰ كَمَا خَلَقۡنَـٰكُـمۡ أَوَّلَ مَرَّةٖ وَتَرَكۡتُم مَّا خَوَّلۡنَـٰكُـمۡ وَرَآءَ ظُهُورِكُمۡۖ وَمَا نَرَىٰ مَعَكُـمۡ شُفَعَآءَكُـمُ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُمۡ أَنَّهُمۡ فِيكُـمۡ شُرَكَـٰٓؤُاْۚ لَقَد تَّقَطَّعَ بَيۡنَكُـمۡ وَضَلَّ عَنكُـم مَّا كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ ٩٤
(Dirilme gününde bu zalim kâfirlere şöyle denilecektir) “İşte, sizi ilk defa yarattığımız gibi tek tek bize geldiniz ve (dünyada) sahip kıldığımız (ailenizi, mallarınızı, mevkilerinizi ve) her şeyi (istemeyerek) arkanızda bıraktınız. (Allah katında) Size şefaat edeceğini iddia ettiğiniz ve Allah ile beraber ibadet ettiğiniz ortaklarınızı da yanınızda görmüyoruz. Onlarla aranızdaki tüm bağlarınız kesildi ve (dünyada) iddia ettiğiniz şeyin (onların size şefaatçi olacaklarına dair inancınızın) doğru olmadığı da belli oldu.”