EL-MUMTEḤİNE SURESİ

Medine’de inmiştir. Ayet sayısı 13, kelime sayısı 348, harf sayısı 1510’dur.

سُـورَةُ ٱلۡـمُـمۡـتَـحِـنَـةِ

60:1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ عَدُوِّي وَعَدُوَّكُـمۡ أَوۡلِيَآءَ تُلۡقُونَ إِلَيۡهِم بِٱلۡمَوَدَّةِ وَقَدۡ كَـفَرُواْ بِمَا جَآءَكُـم مِّنَ ٱلۡـحَـقِّ يُـخۡرِجُونَ ٱلرَّسُولَ وَإِيَّاكُـمۡ أَن تُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ رَبِّـكُـمۡ إِن كُنتُمۡ خَرَجۡتُمۡ جِهَـٰدٗا فِـي سَبِيلِـي وَٱبۡتِغَآءَ مَرۡضَاتِـيۚ تُـسِرُّونَ إِلَيۡهِم بِٱلۡمَوَدَّةِ وَأَنَا۠ أَعۡلَمُ بِمَآ أَخۡفَيۡتُمۡ وَمَآ أَعۡلَنتُمۡۚ وَمَن يَفۡعَلۡهُ مِنكُـمۡ فَقَدۡ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ ١

Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Benim düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler (dost, yakın arkadaş ve sırdaşlar) edinmeyin! Siz onlara sevgi anlaşılan amel yapıyorsunuz. Hâlbuki onlar, size gelen hakkı inkâr edip Rasul’ü ve sizi yurdunuzdan çıkardılar. Bunu, sırf rabbiniz olan Allah’a iman ettiğiniz için yaptılar. Eğer benim yolumda cihad etmek ve rızamı kazanmak için yola çıkmışsanız onları asla veli edinmeyin! Siz onlara gizlice (Müslümanların sırlarını vererek) sevgi anlaşılan amel yapıyorsunuz (bunu asla yapmayın). Ve ben, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da en ince teferruatıyla iyi bilirim. Ve sizden kim Allah’ın düşmanlarına vela ve sevgi gösterişi yaparsa muhakkak ki o, doğru yoldan sapmış olur.

60:2

إِن يَثۡقَفُوكُمۡ يَـكُونُواْ لَكُـمۡ أَعۡدَآءٗ وَيَبۡسُطُوٓاْ إِلَيۡكُـمۡ أَيۡدِيَهُمۡ وَأَلۡسِنَتَهُم بِٱلسُّوٓءِ وَوَدُّواْ لَوۡ تَـكۡـفُرُونَ ٢

Ey iman edenler! Eğer kâfirler kuvvet bakımından sizden daha üstün olup sizi ele geçirirlerse kalplerinde size karşı gizledikleri düşmanlığı açığa çıkarırlar, ellerini size eziyet etmek için uzatırlar ve dilleriyle size sövgü ve hakaret yağdırırlar. Ve onlar öyle kimselerdir ki sizin de (Allah’ı, rasulünü ve onun getirdiklerini yalanlayıp kendileri gibi) kâfir olmanızı arzularlar.

60:3

لَن تَنفَعَكُـمۡ أَرۡحَامُكُـمۡ وَلَآ أَوۡلَـٰدُكُـمۡۚ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ يَفۡصِلُ بَيۡنَكُـمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيـرٞ ٣

Ey iman edenler! Kıyamet gününde ne akrabalarınız ne de çocuklarınız size fayda verir (eğer onlar için kâfirlere vela gösterirseniz). Allah o gün aranızı ayırır (kâfirleri cehenneme, iman edenleri ise cennete sokar). Ve biliniz ki Allah, yaptığınız her şeyi görendir (hiçbir şey O’na gizli değildir, buna göre hesap soracaktır).

60:4

قَدۡ كَـانَتۡ لَكُـمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ فِـيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذۡ قَالُواْ لِقَوۡمِهِمۡ إِنَّا بُرَءَٰٓؤُاْ مِنكُـمۡ وَمِمَّا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَـفَرۡنَا بِـكُـمۡ وَبَدَا بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُـمُ ٱلۡعَدَٰوَةُ وَٱلۡبَغۡضَآءُ أَبَدًا حَتَّـىٰ تُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَحۡدَهُۥٓ إِلَّا قَوۡلَ إِبۡرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسۡتَغۡفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمۡلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَـيۡءٖۖ رَّبَّنَا عَلَيۡكَ تَوَكَّـلۡنَا وَإِلَيۡكَ أَنَبۡنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيـرُ ٤

Ey iman edenler! Muhakkak ki İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar şirk üzerinde ısrar eden kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylerden beriyiz. (Üzerinde bulunduğunuz şirk dinini bâtıl görüp) Sizi tekfir ederek reddettik. Sizler, tek olan Allah’a iman edinceye (ve bütün şirkleri terk edinceye) kadar bizimle sizin aranızda ebedî bir düşmanlık ve kin başlamıştır.” Ancak İbrahim’in babasına söylediği “Senin için Allah’tan mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi engellemeye gücüm yetmez.” sözü hariç (onu örnek almayın çünkü İbrahim bu sözü, babasının iman etmeyeceği kesinleşmeden önce söylemişti)… Siz şöyle deyin: “Ey Rabbimiz! Sadece sana tevekkül ettik (her durumda sana güvenip yalnız senden yardım isteriz) ve (tevhid ve salih amellerle) sana yöneldik. Hiç şüphemiz yoktur ki dönüş yalnız sanadır.”

60:5

رَبَّنَا لَا تَـجۡعَلۡنَا فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ كَـفَرُواْ وَٱغۡفِرۡ لَنَا رَبَّنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡـحَكِيمُ ٥

“Ey Rabbimiz! (Kâfirleri bize üstün kılıp kendilerinin hak üzere olduklarını zannetmelerine fırsat vererek) Bizi kâfirler için bir imtihan (şeytanın onları kandıracağı bir yol) kılma ve (nefsimize uyup işlediğimiz günahlardan dolayı) bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’sin (her meselede dilediği gibi hüküm veren, dilediğini yapmaktan engellenemeyen ve kendisinden hesap sorulmayansın), (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm’sin (yaratmanda, verdiğin emirlerde, kaza ve kaderinde hikmet sahibi olansın).”

60:6

لَقَدۡ كَـانَ لَكُـمۡ فِيهِمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ لِّمَن كَـانَ يَرۡجُواْ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَۚ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَنِـيُّ ٱلۡـحَمِيدُ ٦

Ey gerçek manada iman edenler! Andolsun ki İbrahim ve beraberinde olanlar; sizden, Allah’ın dünya ve ahiretteki hayrını isteyenler için güzel bir örnektir (siz de onlar gibi amel edin). Kim onlar gibi amel etmekten yüz çevirirse bilsin ki Allah (kullarının ibadet ve itaatlerine muhtaç değildir, çünkü O), (ٱلۡـغَـنِـيّ) el-Ğaniyy’dir (her şeyden müstağnidir), (ٱلۡـحَـمِيـد) el-Ḥamîd’dir (hamdedilip övülmeye layık olandır).

60:7

۞عَسَـى ٱللَّهُ أَن يَـجۡعَلَ بَيۡنَكُـمۡ وَبَيۡـنَ ٱلَّذِينَ عَادَيۡتُم مِّنۡهُم مَّوَدَّةٗۚ وَٱللَّهُ قَدِيرٞۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٧

Ey iman edenler! Olur ki Allah, düşmanlık yaptığınız bu kâfirlerden bazılarıyla (İslam’a hidayet ederek) aranızda sevgi bağı meydana getirir (böylece dinde kardeşleriniz olurlar). Muhakkak ki Allah, her şeye kadirdir. Ve Allah (غَـفُور) Ğafûr’dur (günahından pişman olup tevbe eden kullarını affedendir), (رَحِيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).

60:8

لَّا يَنۡهَىٰكُـمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُقَـٰتِلُوكُمۡ فِـي ٱلدِّينِ وَلَمۡ يُـخۡرِجُوكُم مِّن دِيَـٰرِكُمۡ أَن تَبَـرُّوهُمۡ وَتُقۡسِطُوٓاْ إِلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُـحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِيـنَ ٨

Ey iman edenler! Allah, dininizden dolayı sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kâfirlere iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı (haklarını vermenizi) yasaklamamıştır. Muhakkak ki Allah, adil olanları sever.

60:9

إِنَّمَا يَنۡهَىٰكُـمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ قَـٰتَلُوكُمۡ فِـي ٱلدِّينِ وَأَخۡرَجُوكُم مِّن دِيَـٰرِكُمۡ وَظَـٰهَرُواْ عَلَـىٰٓ إِخۡرَاجِكُـمۡ أَن تَوَلَّوۡهُمۡۚ وَمَن يَتَوَلَّهُمۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٩

Allah sadece dininizden dolayı sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve yurtlarınızdan çıkaran kâfirlere yardım edenleri veli edinmenizi (yakın arkadaş, yardımcı ve destekçi edinip onlara iyilik yapmanızı) yasaklıyor. Sizden kim onları veli edinirse işte onlar nefislerine zulmederek kendilerini helake sürükleyen kimselerdir.

60:10

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا جَآءَكُـمُ ٱلۡمُؤۡمِنَـٰتُ مُهَٰجِرَٰتٖ فَٱمۡتَحِنُوهُنَّۖ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِإِيمَـٰنِهِنَّۖ فَإِنۡ عَلِمۡتُمُوهُنَّ مُؤۡمِنَـٰتٖ فَلَا تَرۡجِعُوهُنَّ إِلَـى ٱلۡكُفَّارِۖ لَا هُنَّ حِلّٞ لَّهُمۡ وَلَا هُمۡ يَـحِلُّونَ لَهُنَّۖ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُواْۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُـمۡ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّۚ وَلَا تُمۡسِكُواْ بِعِصَمِ ٱلۡكَوَافِرِ وَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقۡتُمۡ وَلۡيَسۡـَٔلُواْ مَآ أَنفَقُواْۚ ذَٰلِكُـمۡ حُكۡـمُ ٱللَّهِ يَـحۡكُـمُ بَيۡنَكُـمۡۖ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ١٠

Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Mu’min kadınlar küfür diyarını terk edip sizin yanınıza hicret ederlerse imanlarının doğruluğu konusunda onları imtihan edin! Onların kalplerindeki imanı en iyi bilen Allah’tır. İmtihandan sonra onların zahiren mu’min olduklarını anlarsanız sakın onları kâfir kocalarına iade etmeyin! Çünkü ne onlar kâfir kocalarına helaldir ne de kâfirlerin onlarla evlenmesi helaldir. Kâfir kocalarına, onlara verdikleri mehirleri iade edin! Ey iman edenler! (Küfür diyarından hicret eden kadınların iddetleri bittiği zaman) Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde bir günah yoktur. Kâfir veya mürted olan hanımlarınızı nikâhınızda tutmayın! (Onlar kâfir oldukları için aranızdaki nikâh akdi bitmiştir.) Kâfir ve mürted kadınlara verdiğiniz mehirleri onlardan isteyebilirsiniz. Kâfir erkekler de mu’min kadınlara verdikleri mehirleri isteyebilirler. İşte bu, Allah’ın hükmüdür. Aranızda dilediği gibi hükmeder. Ve Allah (عَـلِيـم) ʿAlîm’dir (kullarının maslahatını ve her şeyi en ince teferruatıyla bilen ve kendisine hiçbir şey gizli olmayandır), (حَـكِيـم) Ḥakîm’dir (kulları için koyduğu şeri hükümlerde hikmet sahibi olan, hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen ve emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandırandır).