EL-CUMUʿA SURESİ

Medine’de inmiştir. Ayet sayısı 11, kelime sayısı 180, harf sayısı 748’dir.

سُـورَةُ ٱلۡـجُـمُـعَـةِ

62:1

يُـسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِـي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِـي ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡـحَكِيمِ ١

Bilin ki göklerde ve yerde bulunanlar Allah’ı tesbih etmektedir (bütün noksan sıfatlardan tenzih ederek yüceltmektedir). O; (ٱلۡـمَـلِـك) el-Melik’tir (her şeyin mülkü ve tasarrufu kendi elinde olandır), (ٱلۡـقُـدُّوس) el-Kuddûs’tür (benzeri olmayan ve kemaline yakışmayan her türlü noksanlıktan münezzeh olandır), (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (her meselede dilediği gibi hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan, emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandıran, azabı şiddetli olan ve dilediğini yapmaktan engellenemeyendir), (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm’dir (yaratmasında, verdiği emirlerde, kaza ve kaderinde hikmet sahibi olandır).

62:2

هُوَ ٱلَّذِي بَعَثَ فِـي ٱلۡأُمِّيِّــۧـنَ رَسُولٗا مِّنۡهُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡـحِكۡمَةَ وَإِن كَـانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِـي ضَلَـٰلٖ مُّبِيـنٖ ٢

Ummilere (okuma yazma bilmeyen ve kitap ehlinden olmayan Araplara) kendi içlerinden bir rasul (Muhammed’i) gönderen Allah’tır. O Rasul, onlara Allah’ın indirdiği ayetlerini okur, onları (küfür, şirk, günah ve kötü ahlaktan) temizler ve onlara kitabı (Kur’ân’ı) ve hikmeti (sünneti) öğretir. Hâlbuki onlar, kendilerine rasul gönderilmeden önce apaçık bir sapıklık (küfür, şirk, zulüm ve günah) içinde idiler.

62:3

وَءَاخَرِينَ مِنۡهُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِهِمۡۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡـحَكِيمُ ٣

O Rasul, aralarında yaşadığı bu ummiler dışında henüz kendisine kavuşmamış fakat gelecek olan başka ummilere (ve ummi olmayan diğer kavimlere) de gönderilmiştir. Ve bilin ki Allah (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (her meselede dilediği gibi hüküm veren, dilediğini yapmaktan engellenemeyen ve kendisinden hesap sorulmayandır), (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm’dir (yaratmasında, verdiği emirlerde, kaza ve kaderinde hikmet sahibi olandır).

62:4

ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَـشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ٤

İşte bu (Muhammed’in ummilere ve bütün insanlara gönderilmesi) Allah’ın bir lütfu ve ikramıdır, onu kullarından dilediğine verir. Muhakkak ki Allah büyük lütuf ve ikram sahibidir.

62:5

مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُـمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَـحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡـحِمَارِ يَـحۡمِلُ أَسۡفَارَۢاۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِــَٔايَـٰتِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِيـنَ ٥

Bilin ki Tevrât’ı (hayatın her alanında) uygulamakla yükümlü tutuldukları hâlde onunla amel etmeyenlerin misali, ciltlerce kitap taşıyan eşek gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kavmin misali ne kötüdür! Muhakkak ki Allah, zalimleri (bile bile haktan yüz çevirip küfrü, şirki ve nifakı seçenleri) doğru yola muvaffak kılmaz.

62:6

قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّـكُـمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِيـنَ ٦

Ey rasulüm! Tahrif edilmiş Tevrât’a inanan Yahudilere de ki: “Eğer insanlardan ayrı olarak sadece kendinizin Allah’ın velileri olduğuna inanıyorsanız ve bu iddianızda doğrulardan iseniz (Allah’ın size has kıldığı yüksek mertebelere bir an önce kavuşmak için) haydi, ölümü temenni edin bakalım!”

62:7

وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُۥٓ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِيـنَ ٧

Fakat bu Yahudiler, yaptıkları amellerden (küfür, şirk, zulüm ve günahlardan) dolayı asla ölümü temenni etmezler. Ve muhakkak ki Allah, zalimleri en iyi bilendir (yaptıklarından hiçbir şey O’na gizli değildir ve buna göre hesap soracaktır).

62:8

قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِي تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُۥ مُلَـٰقِيكُـمۡۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَـىٰ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُـم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٨

Ey rasulüm! Ölümden kaçan Yahudilere de ki: “Kendisinden kaçtığınız ölüm er geç sizi bulacaktır. Sonra (kıyamet gününde) gizli olanı da aşikâr olanı da (en ince ayrıntısına kadar) bilen Allah’a döneceksiniz ve O, size (dünyada) yaptığınız her şeyi (bütün teferruatıyla) haber verecektir (sonra da ona göre hesap soracaktır).”

62:9

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡـجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَـىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَۚ ذَٰلِكُـمۡ خَيۡـرٞ لَّكُـمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٩

Ey iman edenler (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmedenler)! Cuma günü (imam hutbe için minbere çıktığı zaman) müezzin sizi cuma namazına çağırdığında Allah’ı zikretmek (hutbeyi dinleyip namaz kılmak) için hemen harekete geçin ve alışverişi bırakın! Böyle yapmak, sizin için daha hayırlıdır. Eğer bunu bilip inanıyorsanız Allah’ın emrine uyun!

62:10

فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِـي ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيـرٗا لَّعَلَّكُـمۡ تُفۡلِحُونَ ١٠

Cuma namazı bitince artık yeryüzüne (helal rızık aramak ve ihtiyaçlarınızı gidermek için) dağılabilirsiniz. Ve (helal yollara başvurarak) Allah’ın lütfundan isteyin! Ve rızık ararken Allah’ı çokça zikredin (rızık aramanız ve dünya ile meşgul olmanız size Allah’ın farz ve vaciplerini unutturmasın)! Böyle yaptığınızda olur ki (cehennem azabından kurtulup cenneti elde ederek) kazananlardan olursunuz.