EL-MULK SURESİ

Mulk suresinin diğer isimleri el-Vâkıye (ٱلۡـوَاقِـيَـة) ve el-Munciye (ٱلۡـمُـنۡـجِـيَـة)’dir (çünkü onu okuyan Müslümanı kabir azabından korur). Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 30, kelime sayısı 335, harf sayısı 1313’tür.

سُـورَةُ ٱلۡـمُـلۡـكِ

67:1

تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِي بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَـىٰ كُـلِّ شَـيۡءٖ قَدِيرٌ ١

Her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah mübarektir (hayrı çoktur ve hiç kimsenin sahip olmadığı yücelik sahibidir). Ve O, her şeye kadirdir (dilediğini yapar, hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz).

67:2

ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡـحَـيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّـكُـمۡ أَحۡسَنُ عَمَلٗاۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ ٢

O, hanginizin daha güzel amel yapacağını (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak duracağını) sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. Ve O; (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz’dir (her meselede dilediği gibi hüküm veren, dilediğini yapmaktan engellenemeyen ve kendisinden hesap sorulmayandır), (ٱلۡـغَـفُور) el-Ğafûr’dur (günahından pişman olup halisane bir şekilde tevbe ederek Allah’a itaate dönen ve tekrar aynı günaha dönmekten kaçınan kullarını affedendir).

67:3

ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖ طِبَاقٗاۖ مَّا تَرَىٰ فِي خَلۡقِ ٱلرَّحۡـمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٖۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٖ ٣

O, yedi göğü (birbirine temas etmeyecek şekilde) üst üste tabakalar hâlinde yaratandır. Ey bakan kişi! Er-Raḥmân’ın yaratmasında herhangi bir düzensizlik ve uygunsuzluk göremezsin. Gözünü tekrar çevir de bak, onlarda herhangi bir çatlak ya da bozukluk görebiliyor musun?! (Hayır, sadece mükemmellik görürsün.)

67:4

ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡـنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئٗا وَهُوَ حَسِيـرٞ ٤

Sonra (göğün yaratılışında herhangi bir kusur bulmak için) gözünü tekrar tekrar gökyüzüne çevirip bak (ve incele)! Gözün âciz, zelil ve bitkin hâlde hiçbir kusur bulamadan sana dönecektir.

67:5

وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَٰهَا رُجُومٗا لِّلشَّيَـٰطِيـنِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيـرِ ٥

Ve yemin olsun ki biz, yere en yakın olan göğü ışık veren yıldızlarla süsledik ve bu yıldızları, (göğü dinlemek isteyen) şeytanları yakmak için atılan şihâblar kıldık. Ve o şeytanlar için ahiret gününde çok yakıcı bir azap hazırladık.

67:6

وَلِلَّذِينَ كَـفَرُواْ بِرَبِّهِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيـرُ ٦

Ve bilin ki Rablerini (O’nun tevhidini, rasulünü ve indirdiklerini) inkâr edenler için (ahiret gününde) cehennem azabı vardır. O ne kötü bir sondur!

67:7

إِذَآ أُلۡقُواْ فِيهَا سَمِعُواْ لَهَا شَهِيقٗا وَهِـيَ تَفُورُ ٧

Kâfirler cehenneme atıldıklarında onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.

67:8

تَـكَـادُ تَمَيَّـزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِۖ كُـلَّمَآ أُلۡقِـيَ فِيهَا فَوۡجٞ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُهَآ أَلَمۡ يَأۡتِـكُـمۡ نَذِيرٞ ٨

Cehennem, (içine atılan kâfirlere) öfkesinden dolayı neredeyse çatlayacak! İçine kâfirlerden her bir topluluk atıldığında bekçileri onlara (azarlayarak) şöyle sorar: “Dünyada iken sizi bu azap ile korkutup uyaran bir rasul gelmedi mi?!”

67:9

قَالُواْ بَلَـىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٞ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَـيۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِـي ضَلَـٰلٖ كَبِيـرٖ ٩

(Cehenneme atılan) Kâfirler de şöyle cevap verir: “Evet! Bizi bu azap ile korkutup uyaran bir rasul gelmişti. Fakat biz, onu ve getirdiklerini yalanladık ve ona şöyle dedik: “Allah, vahiy olarak hiçbir şey indirmemiştir. (Ey Allah tarafından gönderildiklerini ve kendilerine vahiy indiğini söyleyenler!) Muhakkak ki siz, büyük bir sapıklık içindesiniz.”

67:10

وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِـيٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيـرِ ١٠

Ve (cehenneme atılan) kâfirler şöyle der: “Eğer (bize gelen hakkı fayda sağlayacak bir duyma ile) dinleseydik ya da (gerçek menfaatimizi düşünüp) aklımızı kullansaydık şimdi bu alevli ateşe girenlerden olmazdık.”