فَإِذَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡـحَـسَـنَـةُ قَالُواْ لَـنَا هَـٰذِهِۦۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةٞ يَطَّـيَّـرُواْ بِمُوسَـىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓۗ أَلَآ إِنَّمَا طَـٰٓئِرُهُمۡ عِندَ ٱللَّهِ وَلَـٰكِـنَّ أَكۡثَـرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ١٣١
Firavun’a tâbi olanlara bir iyilik (bol ürün, sağlık ve refah) verildiğinde, “Bu, zaten bizim içindir (biz bunu hak ettik).” derler. Başlarına bir kötülük (kıtlık ve hastalık gibi bir musibet) isabet edince de “Bunlar, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğu sebebiyle başımıza geldi.” derler. Hayır! Bilsinler ki başlarına gelen musibetler, (hak ettikleri için) Allah tarafından takdir edilmiştir. Fakat onların çoğu (bunun Allah’ın bir takdiri olduğunu) bilmez (ve başlarına gelen musibetlerden dolayı başkalarını suçlar).