سَأَصۡـرِفُ عَنۡ ءَايَـٰتِـيَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّـرُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَـيۡـرِ ٱلۡـحَـقِّ وَإِن يَرَوۡاْ كُـلَّ ءَايَةٖ لَّا يُؤۡمِنُواْ بِهَا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلرُّشۡدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلٗا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلۡغَـيِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلٗاۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَذَّبُواْ بِــَٔايَـٰتِنَا وَكَـانُواْ عَنۡهَا غَـٰفِلِيـنَ ١٤٦
Yeryüzünde haksız yere böbürlenenleri, (yüceliğimi, tevhidimi ve ibadetleri sadece benim hak ettiğimi gösteren kâinattaki, nefislerdeki ve indirdiğim kitaptaki) ayetlerimi anlamaya muvaffak kılmayacağım. Onlar, (hakkı ispat eden) ne kadar çok delil görseler yine de iman etmezler ve (Allah’ın rızasına ulaştıran) doğru yolu görseler yine de onu yol edinmezler. Fakat (Allah’ın azabına sebep olan) bâtıl (ve sapık) yol görseler o yolda yürürler. Çünkü onlar, (rasullerimizi doğrulayan) ayetlerimizi bile bile yalanladılar ve onlardan ğafil kaldılar (dünya metaı elde etmekle meşgul oldukları için ayetlerimizi önemsemeyip üzerinde düşünmediler).