وَلَا تَقۡعُدُواْ بِـكُـلِّ صِرَٰطٖ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبۡغُونَهَا عِوَجٗاۚ وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ كُنتُمۡ قَلِيلٗا فَكَـثَّـرَكُمۡۖ وَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَـانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٨٦
(Şuayb, müşrik kavmine söylediği sözlere şöyle devam etti) “İnsanları tehdit edip mallarını gasbetmek ve Allah’a iman edenleri O’nun dininden uzaklaştırmak için insanların geçtiği her yolda oturmayın! Ve (uydurduğunuz iftiralarla Allah’a ve rasulüne iman edip onun getirdikleriyle amel eden) mu’minleri Allah’ın yolundan saptırıp doğru olmayan bâtıl yollarda yürümelerini arzulamayın! Daha önce sayınız az iken bir nimet olarak Allah’ın sizi çoğalttığını da hatırlayın! Ve sizden önceki fesatçıların (yeryüzünde küfür, şirk, zulüm ve günah işleyenlerin) akıbetinin nasıl olduğuna bir bakın (onların başına gelenden ibret alın, yaptığınız kötü amellerden vazgeçip rasule tâbi olun, aksi takdirde onların başına gelen azap sizin de başınıza gelebilir).”