ثُمَّ بَدَّلۡنَا مَكَـانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلۡـحَسَنَةَ حَتَّـىٰ عَفَواْ وَّقَالُواْ قَدۡ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذۡنَـٰهُم بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَـشۡعُرُونَ ٩٥
(Kendilerine gelen rasulleri yalanlayıp tâbi olmadıkları için) Kıtlık ve hastalıklar verdikten sonra (bunlardan ibret almayıp şirklerine devam edince) sayıları ve malları çoğalıncaya kadar onların hastalıklarını sağlıkla ve fakirliklerini zenginlikle değiştirdik. Ve onlar (başlarına gelen hâllerin değişmesindeki hikmeti anlamayıp) şöyle dediler: “Bize isabet eden sıkıntı ve ferahlık, daha önce babalarımıza da isabet etmişti.” Bunun üzerine (kendilerine verilen bol rızık ve sıhhat ile kibirlenip mutluluk içinde yaşarken) azaba uğrayacaklarını hiç düşünmedikleri bir sırada onları ansızın azapla yakalayıp helak ettik.