سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابٖ وَاقِعٖ ١
Ahirete inanmayan bir müşrik, kıyamet gününde mutlaka vuku bulacak azap hakkında (alay ederek) “Eğer bu azap vuku bulacaksa bana gelsin!” diye kendine beddua etti.
Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 44, kelime sayısı 216, harf sayısı 861’dir.
سُـورَةُ ٱلۡـمَـعَـارِجِ
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابٖ وَاقِعٖ ١
Ahirete inanmayan bir müşrik, kıyamet gününde mutlaka vuku bulacak azap hakkında (alay ederek) “Eğer bu azap vuku bulacaksa bana gelsin!” diye kendine beddua etti.
لِّلۡكَـٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعٞ ٢
O azap, (Allah’ın birliğini, rasulünü ve ona indirilenleri yalanlayan) kâfirlerin üzerine muhakkak inecek ve hiç kimse bu azabı onlardan defedemeyecektir.
مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ ٣
Bilin ki bu azap, el-Meâric (yüksek makamların, büyük nimetlerin ve ikramların) sahibi olan Allah’tandır.
تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمٖ كَـانَ مِقۡدَارُهُۥ خَـمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةٖ ٤
(O makamlar o kadar yüksektir ki) Melekler ve Ruh (Cibril) o makamlara, miktarı (dünya senesiyle) elli bin sene olan bir günde yükselip çıkar.
فَٱصۡبِـرۡ صَبۡـرٗا جَـمِيلًا ٥
Ey rasulüm! Şimdi sen, güzel bir sabırla (içinde şikâyet, darılma, kızgınlık ve sıkıntı olmadan) sabret!
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدٗا ٦
Muhakkak ki (kendilerine gelen hakkı inkâr eden) müşrikler, Allah’ın azabının gerçekleşmesini ihtimalden uzak görüyorlar.
وَنَرَىٰهُ قَرِيبٗا ٧
Biz ise onu yakın görmekteyiz (muhakkak vuku bulacaktır).
يَوۡمَ تَـكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ ٨
İşte o gün gökyüzü erimiş madenler gibi olur.
وَتَـكُونُ ٱلۡـجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ ٩
Dağlar da atılmış yün gibi (hafif) olur.
وَلَا يَـسۡـَٔلُ حَـمِيمٌ حَـمِيمٗا ١٠
Ve o gün hiçbir dost, dostunun hâlini sormaz (çünkü herkes kendi derdiyle meşguldür).