NÛḤ SURESİ

Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 28, kelime sayısı 224, harf sayısı 929’dur.

سُـورَةُ نُـوحٍ

71:1

إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرۡ قَوۡمَكَ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ ١

Biz; (işledikleri şirkler sebebiyle) başlarına acıklı bir azap gelmeden önce (şirki terk edip tevhide sarılmaları ve Allah’a tam manasıyla boyun eğmeleri gerektiğini bildirsin diye) Nuh’u kavmine, onları uyarması için rasul olarak gönderdik.

71:2

قَالَ يَٰقَوۡمِ إِنِّـي لَكُـمۡ نَذِيرٞ مُّبِيـنٌ ٢

Nuh, kavmine şöyle dedi: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben, işlediğiniz şirklerden tevbe etmediğiniz takdirde başınıza gelecek çok acıklı bir azapla uyarmak için size Allah tarafından gönderilen apaçık bir uyarıcıyım.”

71:3

أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِۙ ٣

(Bütün şirkleri terk edip) Yalnız Allah’a ibadet edin, O’ndan korkun (emrettiklerini yerine getirip yasaklarından uzak durun) ve (size emrettiğim ve yasakladığım şeylerde) bana itaat edin!”

71:4

يَغۡفِرۡ لَكُـم مِّن ذُنُوبِـكُـمۡ وَيُؤَخِّرۡكُـمۡ إِلَـىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمًّـىۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُۚ لَوۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٤

“Eğer böyle yaparsanız Allah, kul hakkı hariç bütün günahlarınızı affeder ve sizi helak edilmekten muaf tutarak tayin ettiği vakte kadar yaşatır. Bilin ki Allah’ın tayin ettiği ecel (azap vakti) geldiğinde asla ertelenmez. Bunu bilseydiniz hemen küfür, şirk ve günahlarınızdan tevbe eder ve Allah’ın birliğine iman edip şeriatiyle amel ederdiniz.”

71:5

قَالَ رَبِّ إِنِّـي دَعَوۡتُ قَوۡمِـي لَيۡلٗا وَنَهَارٗا ٥

Nuh (uzun bir müddet kavmini Allah’ın tevhidine ve emirlerine tâbi olmaya davet ettikten sonra) şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, kavmimi gece gündüz hep seni tevhid etmeye, sadece sana ibadet edip her türlü şirki terk etmeye ve hayatlarının her yönünde senin emirlerini uygulamaya davet ettim.”

71:6

فَلَمۡ يَزِدۡهُمۡ دُعَآءِيٓ إِلَّا فِرَارٗا ٦

“Fakat tevhide ve sadece sana itaate davet etmem, onları tevhidden ve sana itaatten daha çok uzaklaştırdı.”

71:7

وَإِنِّـي كُـلَّمَا دَعَوۡتُهُمۡ لِتَغۡفِرَ لَهُمۡ جَعَلُوٓاْ أَصَـٰبِعَهُمۡ فِـيٓ ءَاذَانِهِمۡ وَٱسۡتَغۡشَوۡاْ ثِيَابَهُمۡ وَأَصَرُّواْ وَٱسۡتَكۡبَـرُواْ ٱسۡتِكۡبَارٗا ٧

“Öyle ki ben onları, günahlarının affına vesile olacak şeye (sadece sana ibadet edip hiçbir şeyi şirk koşmamaya, emirlerine itaat etmeye ve bana tâbi olmaya) her davet ettiğimde onlar (beni dinlememek için) parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiseleriyle yüzlerini örttüler, küfür ve şirk üzere yaşamakta ısrar ettiler ve hakka boyun eğmeyip ona karşı kibirlendiler.”

71:8

ثُمَّ إِنِّـي دَعَوۡتُهُمۡ جِهَارٗا ٨

“Sonra ben, onlara haykırarak davette bulundum.”

71:9

ثُمَّ إِنِّـيٓ أَعۡلَنتُ لَهُمۡ وَأَسۡرَرۡتُ لَهُمۡ إِسۡرَارٗا ٩

“Sonra onlarla hem açıktan hem de gizli gizli konuştum (böylece davetin her yolunu kullandım).”

71:10

فَقُلۡتُ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّـكُـمۡ إِنَّهُۥ كَـانَ غَفَّارٗاۙ ١٠

“Ve her davetimde onlara şöyle dedim: Ey kavmim! Bir an evvel (şirki terk edip tevhide sarılarak) Rabbinizden mağfiret dileyin! Ve bilin ki gerçek manada tevbe ederseniz Rabbiniz sizi bağışlar. Çünkü O; (غَـفَّار) Ğaffâr’dır (tevbe eden kullarını çokça affedendir).”