EL-İNSÂN SURESİ

Mekke’de inmiştir. Bazı âlimlere göre 24. ayet hariç, Medine’de inmiştir. Ayet sayısı 31, kelime sayısı 242, harf sayısı 1054’tür.

سُـورَةُ ٱلۡإِنۡـسَانِ

76:1

هَلۡ أَتَـىٰ عَلَـى ٱلۡإِنـسَـٰنِ حِيـنٞ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ يَـكُـن شَيۡـٔٗا مَّذۡكُورًا ١

Henüz anılacak bir şey değilken insan üzerinden uzun bir zaman geçmemiş midir?!

76:2

إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنـسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجٖ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَـٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيـرًا ٢

Muhakkak ki biz insanı, (erkek ve kadının suyundan oluşan) karışık bir nutfeden, imtihan etmek için yarattık ve (yüklediğimiz sorumlulukları yerine getirebilsin diye) onu işiten ve gören kıldık.

76:3

إِنَّا هَدَيۡنَـٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرٗا وَإِمَّا كَـفُورًا ٣

Muhakkak ki biz ona (rasullerimiz vasıtasıyla) doğru yolu beyan ettik (böylece bâtıl yol da belli oldu). Bundan sonra o, ya (doğru yolu seçip) şükreder (gerçek mu’min olur) ya da (hidayet yolundan bâtıla sapıp rasullerimizi ve getirdiklerini yalanlayarak) kâfir olur.

76:4

إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَلَـٰسِلَاْ وَأَغۡلَـٰلٗا وَسَعِيـرًا ٤

Muhakkak ki biz, rasullerimizi bile bile inkâr eden kâfirler için (ahiret gününde) zincirler, demir halkalar ve alevli ateş azabı hazırladık.

76:5

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ يَـشۡرَبُونَ مِن كَـأۡسٖ كَـانَ مِزَاجُهَا كَـافُورًا ٥

Muhakkak ki iyiler (Allah’a gerçek manada iman edip emir ve yasaklarına itaat edenler), ahiret gününde içine kâfur* katılmış bir kadehten (cennet şarabından) içerler.

* Kâfur: Güzel kokulu bir bitkidir.

76:6

عَيۡنٗا يَشۡرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفۡجِيـرٗا ٦

Cennetliklerin içtiği bu şarap; Allah’ın has kullarının kolaylıkla alabildiği, hiç kesilmeyen, canları çektiğinde ondan içtikleri ve istedikleri yere götürüp akıtabildikleri bir pınardan gelir.

76:7

يُوفُونَ بِٱلنَّذۡرِ وَيَخَافُونَ يَوۡمٗا كَـانَ شَرُّهُۥ مُسۡتَطِيـرٗا ٧

Onlar, (Allah’ın rızasını kazanmak için) adadıkları şeyleri yerine getirirler ve (hak edenler için) fenalığı yaygın olan bir günden (kıyamet gününden) korkarlar.

76:8

وَيُطۡعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَـىٰ حُبِّهِۦ مِسۡكِينٗا وَيَتِيمٗا وَأَسِيرًا ٨

Ve canlarının çekmesine ve ihtiyaçları olmasına rağmen sevdikleri yemeği miskine, yetime ve esire yedirirler.

76:9

إِنَّمَا نُطۡعِمُكُـمۡ لِوَجۡهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُـمۡ جَزَآءٗ وَلَا شُكُورًا ٩

Ve şöyle derler: “Muhakkak ki biz, sizi sadece Allah’ın rızası için yediriyoruz. Buna karşılık sizden ne bir ücret ne de bir teşekkür bekliyoruz.”

76:10

إِنَّا نَـخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوۡمًا عَبُوسٗا قَمۡطَرِيرٗا ١٠

“Muhakkak ki biz, kâfirlere yüzlerini astıran çetin ve belalı bir günde Rabbimizin azabına uğramaktan korkarız.”