وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡـبُـرُوجِ ١
İçinde (Güneş, Ay, gezegen ve yıldızlar gibi gök cisimlerine ait) yörüngeler bulunan göğe yemin olsun!
Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 22, kelime sayısı 109, harf sayısı 464’tür.
سُـورَةُ ٱلۡـبُـرُوجِ
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡـبُـرُوجِ ١
İçinde (Güneş, Ay, gezegen ve yıldızlar gibi gök cisimlerine ait) yörüngeler bulunan göğe yemin olsun!
وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِ ٢
Mutlaka geleceği vâdedilen (bütün kulların toplanıp haklarında hüküm verileceği vâdedilen) güne (ahiret gününe) yemin olsun!
وَشَاهِدٖ وَمَشۡهُودٖ ٣
(O gün) Şahidlik edene de şahidlik edilene de yemin olsun!
قُتِلَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ ٤
(Mu’minleri canlı canlı yakmak için) Hendek kazanlara lanet olsun!
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ ٥
Onlar, hendek içinde yakıtı çok olan büyük ateş yaktılar (ve mu’minleri canlı canlı içine attılar).
إِذۡ هُمۡ عَلَيۡهَا قُعُودٞ ٦
Ve içinde ateş yaktıkları hendeğin etrafına oturdular.
وَهُمۡ عَلَـىٰ مَا يَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِيـنَ شُهُودٞ ٧
Sonra da hendek içine attıkları mu’minlerin canlı canlı nasıl yandığını seyrettiler.
وَمَا نَقَمُواْ مِنۡهُمۡ إِلَّآ أَن يُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡـحَمِيدِ ٨
Mu’minlerden böyle bir intikam almalarının asıl sebebi; mu’minlerin (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz (her meselede dilediği gibi hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan, emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandıran, azabı şiddetli olan, dilediğini yapmaktan engellenemeyen, hiçbir dengi ve benzeri olmayan) ve (ٱلۡـحَـمِيـد) el-Ḥamîd (güzel isimleri, mükemmel sıfatları ve fiillerinden dolayı hamdedilip övülmeyi hak eden) Allah’a iman etmiş olmalarıydı.
ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَـىٰ كُـلِّ شَـيۡءٖ شَهِيدٌ ٩
Oysa hendekte yaktıkları mu’minlerin iman ettiği Allah, göklerin ve yerin mülküne sahip olan tek hak ilahtır. Bilsinler ki (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz ve (ٱلۡـحَـمِيـد) el-Ḥamîd olan Allah, her şeye muttalidir (hiçbir şey O’na gizli değildir ve mu’minlere yaptıkları eziyetlerden dolayı onları asla cezasız bırakmayacaktır).
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلۡمُؤۡمِنِيـنَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواْ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡـحَرِيقِ ١٠
Mu’min erkekleri ve mu’min kadınları dinlerinden döndürmek için ateşte yakarak işkence eden sonra da yaptıklarından tevbe etmeyenlere gelince; muhakkak ki onlar için hem cehennem azabı hem de ateşte yanma azabı vardır.