ET-TEVBE SURESİ

Et-Tevbe suresinin diğer isimleri; el-Fâḍıḥa (ٱلۡـفَـاضِـحَـة münafıkları ortaya çıkaran), el-Muḫziye (ٱلۡـمُـخۡـزِيَـة münafıkları rezil eden), el-Mukaşkışe (ٱلۡـمُـقَـشۡـقِـشَـة nifakı araştıran, ortaya çıkarıp ondan uzaklaşan), el-Mubeʿs̱ira (ٱلۡـمُـبَـعۡـثِـرَة münafıkların sırlarını ortaya çıkaran), el-Muşerride (ٱلۡـمُـشَـرِّدَة münafıkları kovan), el-Mus̱îra (ٱلۡـمُـثِيـرَة münafıkların gizli hallerini araştırıp ortaya çıkaran), el-Ḥâfira (ٱلۡـحَـافِـرَة münafıkların kalplerini kazıyan), el-Munekkile (ٱلۡـمُـنَـكِّـلَـة münafıkları dağıtan), el-Mudemdime (ٱلۡـمُـدَمۡـدِمَـة münafıkları ezen), Sûratu’l-ʿAẕâb (سُـورَةُ ٱلۡـعَـذَابِ Azap suresi). Medine’de inmiştir. Ayet sayısı 129, kelime sayısı 2497, harf sayısı 10887’dir.

سُـورَةُ ٱلتَّـوۡبَـةِ

9:1

بَـرَآءَةٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَـى ٱلَّذِينَ عَـٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِيـنَ ١

İşte bu; ahid yaptığınız (ancak ahidlerini bozan) müşriklere, ahidlerinin iptal edildiğini (artık onlarla ve ahid yapılmamış olan Arap Yarımadasındaki müşriklerle ahid yapılmayacağını) haber veren Allah ve rasulünden bir bildiridir.

9:2

فَسِيحُواْ فِـي ٱلۡأَرۡضِ أَرۡبَعَةَ أَشۡهُرٖ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّـكُـمۡ غَيۡـرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُـخۡـزِي ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٢

(Ey ahidleri sonlandırılmış ya da kendileriyle ahid yapılmayacak olan Arap Yarımadasındaki müşrikler!) Bu bildiriden itibaren yeryüzünde sadece dört ay (zilhiccenin son yirmi günü, muharrem, safer, rebiulevvel ayları ve rebiulahirin ilk on günü) eman ve güven içinde dolaşabilirsiniz. Ve bilin ki siz, Allah’ı asla âciz bırakamazsınız (tevhide dönmeyip şirk ve küfür üzere ölürseniz Allah’ın azabından kurtulamayacaksınız). Ve muhakkak ki Allah, kâfirleri (dünyada öldürerek veya esaret altına sokarak, ahirette ise cehenneme atarak) rezil (ve perişan) edecektir.

9:3

وَأَذَٰنٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَـى ٱلنَّاسِ يَوۡمَ ٱلۡـحَـجِّ ٱلۡأَكۡبَـرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِيٓءٞ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِيـنَۙ وَرَسُولُهُۥۚ فَإِن تُبۡتُمۡ فَهُوَ خَيۡـرٞ لَّـكُـمۡۖ وَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّـكُـمۡ غَيۡـرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِۙ وَبَـشِّـرِ ٱلَّذِينَ كَـفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٣

İşte bu; Allah ve rasulünün müşriklerden beri olduğunu büyük hac gününde (Kurban Bayramının birinci gününde) insanlara ilan eden Allah ve rasulünden bir bildiridir. Ey müşrikler! Eğer (işlediğiniz şirk, küfür ve günahlardan) tevbe ederseniz (ve tevhid dinine girip rasulümüze tâbi olursanız hem dünyada hem de ahirette) bu sizin için hayırlı olur. Eğer (tevhidden ve rasulümüze tâbi olmaktan) yüz çevirirseniz bilin ki siz Allah’ı âciz bırakamazsınız (O’nun azabından kurtulamazsınız). Ey rasulüm! Kâfirleri (Allah’ı, rasulünü ve ona indirilenleri inkâr edenleri) acıklı bir azap ile müjdele!

9:4

إِلَّا ٱلَّذِينَ عَـٰهَدتُّم مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِيـنَ ثُمَّ لَمۡ يَنقُصُوكُمۡ شَيۡــٔٗا وَلَمۡ يُظَـٰهِرُواْ عَلَيۡـكُـمۡ أَحَدٗا فَأَتِمُّوٓاْ إِلَيۡهِمۡ عَهۡدَهُمۡ إِلَـىٰ مُدَّتِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُـحِبُّ ٱلۡمُتَّقِيـنَ ٤

Ancak müşriklerden, kendileriyle yaptığınız ahidlerden hiçbir şeyi eksiltmeden bütün şartlarını yerine getiren ve sizin aleyhinize hiçbir çalışma yapmayanlara gelince; işte onlarla yaptığınız ahidleri süresi bitinceye kadar devam ettirin! Muhakkak ki Allah muttakileri (emirlerine itaat edip yasaklarından uzak duran ve bütün ahidlerini güzel bir şekilde yerine getiren kullarını) sever (onları cennetle mükâfaatlandıracaktır).

9:5

فَإِذَا ٱنـسَلَخَ ٱلۡأَشۡهُرُ ٱلۡـحُـرُمُ فَٱقۡتُلُواْ ٱلۡمُشۡرِكِيـنَ حَيۡثُ وَجَدتُّمُوهُمۡ وَخُذُوهُمۡ وَٱحۡصُرُوهُمۡ وَٱقۡعُدُواْ لَهُمۡ كُـلَّ مَرۡصَدٖۚ فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّواْ سَبِيلَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٥

Ey iman edenler! Ahidlerini bozan müşriklere eman tanıdığınız aylar (zilhiccenin son yirmi günü, muharrem, safer, rebiulevvel ayları ve rebiulahirin ilk on günü) bittiği zaman müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp esir alın, (kalelere saklanmış iseler) etraflarını kuşatın ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin! Eğer tevbe eder (işledikleri küfür, şirk ve günahlardan vazgeçip tevhid dinine girer), namazı (rükün ve şartlarına riayet ederek) ikame eder ve zekâtı (Allah’ın emrettiği şekilde) verirlerse yollarını açın (her Müslüman gibi eman içinde rahatça gezmelerine izin verin)! Muhakkak ki Allah (غَـفُـور) Ğafûr’dur (küfründen dönüp ihlasla tevbe eden ve bozduklarını düzeltip emirlerine itaat eden kullarının suçlarını kıyamet gününde örtüp onlara azap etmeyendir), (رَحِـيـم) Raḥîm’dir (kullarına kaldıramayacakları şeyleri yüklemeyen, tevbe edenleri önceki kötü amellerinden dolayı sorumlu tutmayan ve ahirette sadece mu’minlere rahmet edendir).

9:6

وَإِنۡ أَحَدٞ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِيـنَ ٱسۡتَجَارَكَ فَأَجِرۡهُ حَتَّـىٰ يَـسۡمَعَ كَـلَـٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبۡلِغۡهُ مَأۡمَنَهُۥۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٞ لَّا يَعۡلَمُونَ ٦

Ve ey rasulüm! (Kur’ân’ı dinleyip İslam’ı öğrenmek için) Müşriklerden biri senden eman (korunma) isterse Allah’ın kelamını (Kur’ân’ı) dinleyinceye kadar ona eman ver (onu koruma altına al)! Sonra (İslam’ı kabul etmezse) onu güven içinde olacağı yere ulaştır! İşte bu, onların (İslam’ı) bilmeyen bir topluluk olmalarındandır.

9:7

كَيۡفَ يَـكُـونُ لِلۡمُشۡرِكِيـنَ عَهۡدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَـٰهَدتُّمۡ عِندَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡـحَـرَامِۖ فَمَا ٱسۡتَقَـٰمُواْ لَـكُـمۡ فَٱسۡتَقِيمُواْ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُـحِبُّ ٱلۡمُتَّقِيـنَ ٧

(Ahidlerini bozan, imkân bulduklarında tereddüt etmeden İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık göstermekten çekinmeyen) Müşriklerin Allah katında ve rasulü katında nasıl ahidleri olabilir?! Ancak Mescid-i Haram yanında ahid yaptığınız (ve ahidlerini bozmayan) müşrikler hariç; onlar sizinle yaptıkları ahde sadık kaldıkları müddetçe siz de onlarla yaptığınız ahde sadık kalın! Muhakkak ki Allah muttakileri (ahidlerine sadık kalanları ve Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak duranları) sever (onları hak ettikleri şekilde mükâfaatlandıracaktır).

9:8

كَيۡفَ وَإِن يَظۡهَرُواْ عَلَيۡـكُـمۡ لَا يَرۡقُبُواْ فِيكُـمۡ إِلّٗا وَلَا ذِمَّةٗۚ يُرۡضُونَـكُـم بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَتَأۡبَـىٰ قُلُوبُهُمۡ وَأَكۡـثَـرُهُمۡ فَـٰسِقُونَ ٨

(Ahidlerini bozan, imkân bulduklarında tereddüt etmeden İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık göstermekten çekinmeyen) O müşriklerin Allah katında ve rasulü katında nasıl ahidleri olabilir?! Onlar sizden daha kuvvetli olduklarını hissettiklerinde size hemen saldırırlar; Allah’ın haklarına, aranızdaki akrabalık bağlarına, anlaşmalara ve yaptığınız ahidlere önem vermezler. Onlar öyle ikiyüzlü kimselerdir ki (korktukları için) sadece ağızlarıyla (dilleriyle) sizi kendilerinden razı ettirmek isterler; fakat kalpleri (size karşı) haset, kin ve nefret doludur. Ve onların çoğu fasık (yaptıkları ahidleri bozdukları için haktan ayrılmış) kimselerdir.

9:9

ٱشۡتَـرَوۡاْ بِــَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنٗا قَلِيلٗا فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ سَآءَ مَا كَـانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩

(Ahidlerine son verilen müşriklerin diğer bir sıfatı da şudur) Onlar (ahidleri yerine getirmeyi emreden, hakka ve tevhide çağıran) Allah’ın ayetlerini az bir değerle (dünya metaıyla) değiştirerek (hem kendilerini hem de diğer insanları) Allah’ın yolundan saptırırlar. Gerçekten de onların yapmakta oldukları şeyler ne kötüdür!

9:10

لَا يَرۡقُبُونَ فِـي مُؤۡمِنٍ إِلّٗا وَلَا ذِمَّةٗۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُعۡتَدُونَ ١٠

Bir de o müşrikler, (sizden daha kuvvetli olduklarını hissettiklerinde İslam’a olan kinlerinden dolayı) Allah’ın haklarına, mu’minlerle olan akrabalık bağlarına, anlaşmalara ve onlarla yaptıkları ahidlere önem vermezler. İşte onlar Allah’ın koyduğu sınırları (şirk, küfür, zulüm, kötülük ve düşmanlık yaparak) aşanlardır.