Gerçek tevhidi inkâr eden kitap ehli (Yahudiler ile Hristiyanlar) ve müşrikler, kendilerine apaçık delil ve net hüccet gelinceye kadar sapık dinlerinden ve üzerinde bulundukları küfür ve şirkten vazgeçecek değillerdi.
Bu apaçık delil ve net olan hüccet, Allah tarafından gönderilmiş olan ve (doğru hükümleri ihtiva eden; içinde hiçbir şirk, küfür ve bâtıl bulunmayan) tertemiz sayfaları okuyan rasuldür.
98:3
فِيهَا كُتُبٞ قَيِّمَةٞ ٣
İşte o sayfalarda (Kur’ân’da) çok değerli bilgiler vardır (dünyada ve ahirette insanlara faydası olan şeyleri, doğru haberleri ve adaletli hükümleri içermektedir).
Şu var ki kitap ehli (Yahudiler ve Hristiyanlar, daha önce vasıflarını çok iyi bildikleri bir rasulün geleceği konusunda aynı inançta iken) apaçık delil (Kur’ân) kendilerine geldikten sonra (Muhammed’in rasullüğü konusunda) ihtilafa düştüler (bir kısmı onu tasdik etti, bir kısmı da yalanladı).
Hâlbuki hakkında ihtilafa düştükleri bu kitapta (Kur’ân’da), onların dinde ihlaslı olarak sadece Allah’a ibadet etmeleri, her türlü şirkten uzak durmaları, namazı ikame etmeleri (rükün ve şartlarına riayet ederek kılmaları) ve zekâtı (Allah’ın emrettiği şekilde) vermeleri emredilmişti. İşte hiçbir eğriliği olmayan doğru (ve Allah’ın kabul ettiği) din budur!
Muhakkak ki kitap ehlinden (Yahudiler ile Hristiyanlardan) ve müşriklerden kim, kendisine rasulümüz ile gönderdiğimiz apaçık hakkı inkâr ederse cehennem ateşine girecektir ve orada sonsuza kadar kalacaktır. İşte böyle kimseler, yaratılanların en şerlileridir!
Muhakkak ki iman eden (Allah’ın birliğine tam manasıyla iman edip şeriatini hayatın bütün alanlarında uygulamaya azmeden) ve salih ameller (Allah için ve istediği şekilde ameller) işleyenler, işte onlar yaratılmışların en hayırlılarıdır!
Onlara bu güzel amellerine karşılık Rableri katında; içinde ebedî kalacakları, sarayları ve ağaçları altından nehirler akan Adn cennetleri vardır. Allah onlardan (dünyada yaptıkları güzel amellerden dolayı) razı olmuştur, onlar da (dünyada yaptıklarına karşılık ahirette verilen mükâfaatlardan dolayı) Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfaat, sadece Rabbinden korkan (O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak duran, O’na hiçbir şeyi şirk koşmayan ve üzerindeki Allah’ın haklarını yerine getiren) kişiye verilir.