EL-AḤKĀF SURESİ

10. ve 35. ayetlerin nerede indiği ihtilaflıdır. Kalan ayetler ise Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 35, kelime sayısı 644, harf sayısı 2600’dür.

سُـورَةُ ٱلۡأَحۡـقَافِ

46:1

حمٓ ١

Ḥâ, mîm.* (Muhammed’e inen bu Kur’ân, işte bu gibi harflerden müteşekkildir, buna rağmen onun benzeri bir sure dahi getiremiyorsunuz.)

* Bazı surelerin başında bulunan “Elif, lâm, mîm. Tā, sîn. Yâ, sîn.” gibi harflere huruful mukattaa denir. Âlimler bu harflerin tefsiri hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı âlimler bu harflerin, Kur’ân’daki surelerin isimleri olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler bu konuda hiçbir tevil yapmayıp manasını Allahu Teâlâ’ya havale etmiştir. Bazı âlimler de Allahu Teâlâ’nın bu harflerle kâfirlere meydan okuduğunu söylemiştir ve bu, en kuvvetli görüştür. Çünkü Allahu Teâlâ, bu harflerle başlayan surelerde, bu harflerin hemen akabinde Kur’ân’ı zikrederek “İşte bu Kur’ân, sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiştir. Öyleyse bildiğiniz bu harflerden meydana gelmiş olan Kur’ân’ın aynısını veya bir suresinin benzerini haydi, siz de meydana getirin bakalım!” şeklinde meydan okumuştur. Her ne kadar Kur’ân Arapların kullandığı harflerden meydana gelmişse de üslubunda bir hayat ve canlılık vardır. Fakat insanların sözleri asla böyle değildir.

46:2

تَنـزِيلُ ٱلۡكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡـحَـكِيمِ ٢

Bu kitap (Kur’ân), (ٱلۡـعَـزِيـز) el-ʿAzîz (her meselede dilediği gibi hüküm veren, kendisinden hesap sorulmayan, emrine muhalefet edenleri hak ettikleri şekilde cezalandıran, dilediğini yapmaktan engellenemeyen) ve (ٱلۡـحَـكِيـم) el-Ḥakîm (hikmetiyle her şeyi yerli yerine koyan, sadece hakkı söyleyen, her fiili doğru ve mükemmel olan, emirlerine karşı gelenleri hikmeti gereği cezalandıran) Allah tarafından indirilmiştir (başkasından değildir).

46:3

مَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَآ إِلَّا بِٱلۡـحَـقِّ وَأَجَلٖ مُّسَمّٗـىۚ وَٱلَّذِينَ كَـفَرُواْ عَمَّآ أُنذِرُواْ مُعۡرِضُونَ ٣

Biz; gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri (boşu boşuna değil) ancak hak ile (birliğimiz, muazzam kudretimiz, mükemmel hikmetimiz bilinsin) ve tayin edilmiş bir zamana (kıyamet gününe) kadar şeriatimiz yeryüzünde uygulansın diye yarattık. Fakat kâfirler, uyarıldıkları şeyleri önemsemeyip haktan yüz çevirmektedirler.

46:4

قُلۡ أَرَءَيۡتُم مَّا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِـي مَاذَا خَلَقُواْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ لَهُمۡ شِرۡكٞ فِـي ٱلسَّمَٰوَٰتِۖ ٱئۡتُونِـي بِـكِـتَـٰبٖ مِّن قَبۡلِ هَـٰذَآ أَوۡ أَثَـٰرَةٖ مِّنۡ عِلۡمٍ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِيـنَ ٤

Ey rasulüm! (Kendilerine gelen haktan bile bile yüz çeviren) O müşriklere şöyle de: “Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şu putları bir düşünün, onlar yerden ne yaratmışlar ya da göklerin yaratılmasında bir ortaklıkları mı var?! Eğer Allah’tan başka ibadet ettiğiniz bu putların ibadeti hak ettikleri konusundaki iddianızda doğrulardan iseniz bunu beyan eden, bu Kur’ân’dan önce size (Allah tarafından) indirilmiş bir kitap varsa ya da elinizde buna dair geçmiş ümmetlerden gelen doğru bir ilim varsa haydi onu bana getirin bakalım!”

46:5

وَمَنۡ أَضَلُّ مِمَّن يَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَن لَّا يَـسۡتَجِيبُ لَهُۥٓ إِلَـىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَهُمۡ عَن دُعَآئِهِمۡ غَـٰفِلُونَ ٥

Ve Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine ibadet edenlere icabet edemeyen ve kendisine yapılan dualardan habersiz olan varlıklara ibadet edenden daha sapık kim olabilir?!