عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ١
(Allah, son rasulü Muhammed’i gönderdikten sonra) Müşrikler hangi şey hakkında birbirleriyle tartışıyorlar?!
Mekke’de inmiştir. Ayet sayısı 40, kelime sayısı 173, harf sayısı 770’tir.
سُـورَةُ ٱلنَّـبَـإِ
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ١
(Allah, son rasulü Muhammed’i gönderdikten sonra) Müşrikler hangi şey hakkında birbirleriyle tartışıyorlar?!
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ ٢
Müşrikler, muazzam haber (Muhammed’e indirilen, hak ile bâtılı ayıran, öldükten sonra hesap için dirilişi haber veren Kur’ân) hakkında birbirleriyle tartışıyorlar.
ٱلَّذِي هُمۡ فِيهِ مُـخۡتَلِفُونَ ٣
İşte bu muazzam haber, müşriklerin (insanları kandırmak için) nasıl vasfedecekleri (sihir mi, şiir mi, kehanet mi yoksa geçmiş ümmetlerin masalları mı diyecekleri) konusunda ihtilafa düştükleri Kur’ân’dır.
كَـلَّا سَيَعۡلَمُونَ ٤
Hayır, yalanlayanların Kur’ân hakkında söyledikleri doğru değildir! (O, Allah tarafından indirilmiş hak kitaptır.) Onu yalanlayanlar, yalanlamalarının kötü akıbetini göreceklerdir.
ثُمَّ كَـلَّا سَيَعۡلَمُونَ ٥
Yine hayır! (Yalanlayanların Kur’ân hakkında söyledikleri doğru değildir.) Onlar, Kur’ân’ın haber verdiği her şeyin doğru olduğunu ve yalanlamalarının kötü akıbetini muhakkak göreceklerdir.
أَلَمۡ نَـجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدٗا ٦
(Ey rasulümüzü ve getirdiği Kur’ân’ı inkâr eden kâfirler! Size nimet olarak) Yeri, üzerinde rahatça yürüyüp yaşayabileceğiniz bir şekilde yaymadık mı?!
وَٱلۡـجِبَالَ أَوۡتَادٗا ٧
(Yeryüzünün sarsılmaması için üzerine) Dağları da direk olarak yerleştirmedik mi?!
وَخَلَقۡنَـٰكُـمۡ أَزۡوَٰجٗا ٨
Sizleri de (erkek ve dişi olarak) çift çift yaratmadık mı?!
وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُـمۡ سُبَاتٗا ٩
Uykunuzu da rahatlamanız için bir vesile kılmadık mı?!
وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسٗا ١٠
Geceyi de (istirahat etmeniz için karanlığıyla) sizi elbise gibi örten bir örtü kılmadık mı?!
وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشٗا ١١
Gündüzü de yaşamanız için gerekli şeyleri elde edebileceğiniz bir vakit kılmadık mı?!
وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُـمۡ سَبۡعٗا شِدَادٗا ١٢
Göğü de yedi kat olarak sapasağlam bir tavan şeklinde üzerinize bina etmedik mi?!
وَجَعَلۡنَا سِرَاجٗا وَهَّاجٗا ١٣
Güneşi de (gökte) devamlı yanıp parlayan bir kandil kılmadık mı?!
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٰتِ مَآءٗ ثَـجَّاجٗا ١٤ لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبّٗا وَنَبَاتٗا ١٥ وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا ١٦
Ve size, hem hububatlar (tahıllar) ve sebzeler bitirmek hem de içinde sık ağaçlar bulunan bahçeler var etmek için yağmur bulutlarından, şarıl şarıl akan bir su indirmedik mi?!
إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَـانَ مِيقَـٰتٗا ١٧
Biliniz ki kullar arasında hüküm vermek için tayin edilen günün gecikmeyen bir vakti vardır.
يَوۡمَ يُنفَخُ فِـي ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجٗا ١٨
İşte o gün geldiğinde (tekrar) sûra (diriliş için) üflenir ve hepiniz (canlanıp) bölük bölük hesap vermeye gelirsiniz.
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَـانَتۡ أَبۡوَٰبٗا ١٩
Ve o gün gök çatlar ve tıpkı kapılar gibi aralıkları olur.
وَسُيِّـرَتِ ٱلۡـجِبَالُ فَكَـانَتۡ سَرَابًا ٢٠
Ve dağlar temelinden patlatılır ve birden (ortadan kalkıp) serap gibi olur.
إِنَّ جَهَنَّمَ كَـانَتۡ مِرۡصَادٗا ٢١
Muhakkak ki cehennem de içine girecekleri yakalamak için gözleyip beklemektedir.
لِّلطَّـٰغِيـنَ مَـَٔابٗا ٢٢
O cehennem, (dünyada iken) Allah’ın emirlerine karşı kibirlenip hayatlarının her alanında uygulamayarak ve insanları Allah’ın düzeninden başka düzenlere çağırıp yeryüzünde fesat çıkararak haddini aşanların (ebedî) kalacağı yerdir.
لَّـٰبِثِيـنَ فِيهَآ أَحۡقَابٗا ٢٣
Kibirlenip hayatlarının her alanında Allah’ın şeriatini uygulamayarak haddini aşan o kimseler, sonu olmayan çağlar boyu azap içinde kalacaklardır.
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرۡدٗا وَلَا شَرَابًا ٢٤
Onlar, orada şiddetli ateşin hararetini soğutacak ne bir şey yer ne de bir şey içerler.
إِلَّا حَـمِيمٗا وَغَسَّاقٗا ٢٥
Onlar ancak, çok sıcak sudan ve cehennemliklerin irinlerinden içerler.
جَزَآءٗ وِفَاقًا ٢٦
Bu ceza, dünyada yaptıkları küfür, şirk ve Allah’ın şeriatine aykırı amellerine uygun olan bir cezadır.
إِنَّهُمۡ كَـانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابٗا ٢٧
Zira onlar, (dirilişe inanmadıkları için) öldükten sonra hesaba çekilmekten korkmuyorlardı.
وَكَذَّبُواْ بِــَٔايَـٰتِنَا كِذَّابٗا ٢٨
Ve onlar, (rasulümüze indirdiğimiz) ayetlerimizi kesin bir şekilde yalanlıyorlardı.
وَكُـلَّ شَـيۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ كِتَـٰبٗا ٢٩
Biz ise onların (dünyada) yaptığı her şeyi en ince teferruatına kadar amel defterlerine tek tek yazdık.
فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُـمۡ إِلَّا عَذَابًا ٣٠
Ey kibirlenip hayatlarının her alanında Allah’ın şeriatini uygulamayarak haddini aşanlar! Şimdi cehennem ateşinin ebedî azabını tadın! Onu hiç hafifletmeden devamlı artıracağız.